Baykal ile Kılıçdaroğlu kokteylde buluştu

Baykal ile Kılıçdaroğlu kokteylde buluştu

Yarın yapılacak olan CHP Genişletilmiş İl Başkanları toplantısı için Ankara’ya gelen il başkanları onuruna Ramada Otel’de kokteyl düzenlendi. İl başkanlarının tamamının katıldığı kokteyle, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve eski Genel Başkan Deniz Baykal ile çok sayıda parti yöneticisi iştirak etti Kokteylde, Kılıçdaroğlu ve Baykal kısa bir süre sohbet etti.

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin Ankara İl Başkanlığı tarafından Büyükhanlı Park Otel’de düzenlenen ‘Ankara İl Dayanışma Yemeği’ne de katıldı.

AA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Mehmet Haberal Silivri’ye sevkedildi

Mehmet Haberal Silivri’ye sevkedildi

Başkent Üniversitesi eski Rektörü Mehmet Haberal, Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alındıktan sonra cezaevine gönderildikten hemen sonra hastaneye sevkedildi.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Servisi’nde 2 yıla yakın  kalan ve gizlenen rapor skandalı yüzünden doktorlar hakkında soruşturma açılan  Mehmet Haberal daha sonra Mehmet Akif Ersoy Hastanesi’ne sevkedildi.

HABERAL SİLİVRİ’DE

Adli Tıp Kurumu tarafından yeniden sağlık kontrolünden geçirilen Mehmet Haberal, kurumun raporunun ilgili birimlere ulaşmasından sonra bu akşam saatlerinde Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

İkinci ”Ergenekon” davasının tutuklu sanığı eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, tedavi gördüğü hastaneden sevk edildiği Silivri Cezaevine getirildi.

Bir süredir tedavi gördüğü Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden cezaevine sevk edilen Haberal’ın içinde bulunduğu ambulans, iki jandarma eskort aracıyla birlikte Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesine giriş yaptı.

Haberal’ın bu geceyi 4 No’lu cezaevinde geçireceği öğrenildi.

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Canlı Japonya depremi İskele Sancak’ta

Canlı Japonya depremi İskele Sancak’ta

İskele Sancak’ta bu hafta Erhan Çelik, Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ile Japaonya’da meydana gelen 8.9 şiddetindeki büyük depremi ve olası İstanbul depremini İskele Sancak’ta tartışıyor.

Türkiye saati ile sabah 07.46’da Japonya’da 8.9 şiddetinde, yerin 24 km derinliğinde büyük bir deprem meydana geldi. Merkez üssünün Tokyo’nun 380 km kuzeydoğusu olduğu açıklandı. Yaklaşık 2 bin 100 km. uzunluğundaki sahil şeridi üzerindeki onlarca şehir depremden etkilendi. Ülkenin kuzeyini büyük tsunami dalgaları vurdu. Japon hükümeti uluslar arası yardım talebinde bulundu.

Japonya’da meydana gelen büyük deprem ve sonuçları, yaşanması ihtimal diğer depremler, bu depremin dünya üzerindeki diğer deprem bölgelerinde oluşturabileceği büyük etkiler ve olası büyük İstanbul depremi ihtimali Erhan Çelik’in sunduğu İskele Sancak’ta Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ile konuşuluyor.

Prof. Ali Osman Yücel, depremin etkisinin en az 2 yıl süreceğini belirtirken Oğuz Gündoğdu ise bu depremin dünyanın fiziksel görünümünde belli bir değişime dahi gidebileceğini söyledi.

Oğuz Gündoğdu, Türkiye’de olası depremin Marmara bölgesinde olacağını beklediklerini, İstanbul depremi olarak sadece 1800′lü yıllarda bir depremin yaşandığını söyledi. Gündoğdu, Adapazarı ve Kocaeli depremlerinde fayın tam anlamıyla kırılmadığını hatırlattı.

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Çanakkale Şehitleri, sergiyle anıldı

Çanakkale Şehitleri, sergiyle anıldı

 Genel Müdürlük arşivinden ilk kez görücüye çıkan 60 fotoğrafın yanı sıra her şehidin anısına fotoğraflara bırakılan karanfiller, Kurtuluş şehitlerine vefa niteliği taşıyor.

Çanakkale Zaferi’nin 96’ıncı yıl dönümü ve İstiklal Marşı’nın Kabulü’nün 90.’ıncı yılı münasebetiyle düzenlenen sergi Genel Müdürlük Binası Sergi Salonu’nda ziyarete açıldı. Açılışa Gazi Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Mustafa Firengiz ve Genel Müdürlük personeli katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan açılış programı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya’nın konuşmasıyla devam etti. Konuşmaların ardından programa katılanlar sergide yer alan eserleri tek tek gezdi. Genel Müdürlük arşivinden daha önce hiç yayınlanmamış 60 fotoğrafın yer aldığı sergide ayrıca her şehidin anısına bırakılan karanfiller dikkat çekti. 16 Mart’a kadar Genel Müdürlük personelinin ziyaretine açık olacak sergi ardından vatandaşların beğenisine sunulacak.

Kahramanlık destanın genç nesillere aktarmak ve hafızalarda canlı tutulmasını sağlamayı amaçladıklarını ifade eden BYEGM Genel Müdürü Murat Karakaya genç ve zengin bir fotoğraf arşivlerinin olduğunu belirtti. Serginin bir hafta süreyle Genel Müdürlük personelinin ziyaretine açıldığını kaydeden Karakaya, serginin üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları vasıtasıyla da vatandaşlarla buluşacağını bildirdi. Şehitlerimizin anılarının hafızalarda hala diri ve canlı olduğuna dikkat çeken Karakaya ayrıca, fotoğraflara bırakılan karanfilleri ise Kurtuluş şehitlerine olan şükran ve minnettin ifadesi olarak niteledi.

Sergi bir hafta boyunca Genel Müdürlük Binası’ndaki sergi salonunda ziyarete açık kalacak.

CİHAN

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

İngiltere’den Libya’ya 19 milyar $’lık şok

İngiltere’den Libya’ya 19 milyar $’lık şok

Cameron, AB devlet ve hükümet başkanlarının Libya’yı tartıştıkları olağanüstü zirvenin ardından yaptığı açıklamada, şimdi sıranın Libya’nın petrol gelirlerine yaptırım uygulamaya geldiğini söyledi.

AB, dün yürürlüğe giren ilave yaptırımlar kapsamında Libya’nın Merkez Bankası, yatırım idaresi ve bazı finans şirketlerinin AB’deki varlıklarını dondurmuştu.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerz Buzek ise AB’nin, dondurduğu varlıkları Libya halkına yardımda kullanmasını istedi.

Buzek, “Kaddafi’nin varlıklarını sadece dondurmayalım. Bir tür kalkınma yardımı gibi Libya halkına geri verelim” dedi.

Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB’nin Libyalı muhaliflerle temas kurmasının “tam tanıma” anlamına gelmediğini belirtti.

Merkel, zirve sonrasındaki açıklamasında, iktidarı devretmesini istediği Kaddafi’nin AB’den artık hiçbir destek alamayacağını vurguladı.

Angela Merkel, Kaddafi rejimine karşı askeri eylem konusunda “temel şüpheleri” bulunduğunu ve Almanya’nın bu yönde bir girişime sadece BM yetkisi ve bölge ülkelerinin açık onayı halinde katılabileceğini bildirdi.

AA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

107 yıl önce Osmanlı’daki izdivaç ilanları

107 yıl önce Osmanlı’daki izdivaç ilanları

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü Öğretim Görevlisi Sıddık Akbayır’ın arşivindeki Osmanlı gazetelerinde yer alan izdivaç ilanları, ‘ilanla evlilik’ konusunun, her dönem güncelliğini koruduğunu gösteriyor.

Osmanlı döneminde Samsun’da yayımlanan Musavvar Malumat Gazetesi’ndeki izdivaç ilanlarında kullanılan dilin zarifliği, eş arayan kişilerin genç oluşu ve taleplerde genellikle ‘musikiden anlar’ ifadesinin bulunması dikkat çekiyor.

‘Yumuşak huyluyum, kadınlığın esaretinden müştekiyim, işret asla kullanmam, tütün içmem, idaremi bilirim, iyi evlat terbiye eder, ev işlerini yapmağa gücü yeter, musikiden anlar bir refikaya talibim’ gibi ilanların o dönemde sadece erkeklerin verebildiği görülüyor.

‘O DÖNEMKİ İLANLARIN DAHA SAMİMİ, DAHA İÇTEN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ’

Sıddık Akbayır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Samsun’da 107 yıl önce Osmanlıca olarak yayınlanan gazetelerde yaptığı kent kültürü araştırmasında rastladığı izdivaç ilanlarının ilgisini çektiğini söyledi.

İzdivaç ilanlarının tarihinin oldukça eskiye dayandığını belirten Akbayır, ‘Bu incelemede ‘yalnızlığın’ dünyanın en uzun ve eski cümlesi olduğunu gördüm. Her dönemde, kitle iletişim araçlarının, insanların yalnızlığına çare olabileceği umudunu taşıdığını söylemek mümkün. Gazetelerde, yalnızlığın Osmanlıcası da vardı. Dönemin kültürel yapısını yansıtan bir gramerle insanlar kendilerine eş arıyorlar. O dönemki ilanların daha samimi, daha içten olduğunu görüyoruz’ dedi.

Osmanlı döneminde gazetelerde yer alan izdivaç ilanlarında aranan özellikler daha net olduğunu vurgulayan Akbayır, şöyle devam etti:

‘Bir ayrıntı çok önemli. İlanları sadece erkekler verebiliyor. Kadınlar için bu o dönemde ayıp karşılanıyor. Günümüzde ise bu ilanların yerini evlilik programları alıyor. Nurseli İdiz’le başlayan modanın hiç de yeni olmadığını, 107 yıl önceki gazeteleri incelediğimizde fark ediyoruz. Şimdi, neredeyse her kanalda artık insanlar ekrana çıkarak eş arıyor.’

107 YIL ÖNCEKİ İZDİVAÇ İLANLARI

Osmanlı döneminde Samsun’da yayımlanan Musavvar Malumat Gazetesi’nde yer alan izdivaç ilanlarından bazıları şöyle:

‘Ben bir zabitim. Rütbem Mülazım, memuriyetim şehirde. Yaşım yirmi altı. Yumuşak huyluyum, kadınlığın esaretinden müştekiyim (şikayetçiyim). İşret (içki) asla kullanmam. Tütün içmem. İdaremi bilirim. Başka gelirim olmadığı gibi kimsem de yoktur. Yirmi iki yaşlarında, iyi huylu, inas mektebi idadiyesi (Kız Lisesi) derecesinde tahsil görmüş, iyi evlat terbiye eder, ev işlerini yapmağa gücü yeter, musikiden anlar, sadeliği sever, bir refikaya talibim. Şartlar uygun olduğu takdirde evvela vekil veya velisinin (muhterem Malumat vasıtasıyla) adreslerini bildirmelerini arz eylerim. (H. Celal)’

‘YAŞIM YİRMİ, 700 KURUŞ MAAŞIM VAR’

‘Bir validem var. Askerim. 700 kuruş maaşım var. Yaşım yirmidir. Asil ve güzel bir kız ile izdivaç etmek istiyorum. Bunun için aşağıdaki özelliklere sahip bulunması lazımdır.

-14 ila 17 yaşında bulunması.

-Bir parça musikiye aşina olmalı.

-Benim maaşım kadar bir gelire sahip bulunması.

-Oldukça mutaassıp olmalı.

Yukarıdaki şartlar dahilinde dest izdivacı arzu edecek hanımefendilerin ya adreslerini bildirmesini veya gazetenizle adresime müracaat etmesini arz eylerim. (H.N.)’

‘SERVETİ AZ VEYA ÇOK OLSA DA KABUL EDERİM’

‘Otuz yaşındayım. Henüz evlenmedim. Asil bir aileye mensup olduğum gibi güzel ve asil bir hanım kız ile izdivaç edip bir aile teşkil etmek isterim. Dört bin lira gelirim var. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Yalnız ihtiyacım, iffet sahibi bir kız ile izdivaç etmektir. Benim ile teşriki hayat edecek olan refika-i müstekbalemin (müstakbel eşimin) serveti az veya çok olsa da kabul ederim. Asil bir aileye mensup olmak, yirmi yaşından küçük ve yirmi beşten büyük olmamalı. Okur yazar, biraz musikiye aşina olmalı. Bu şartlar dahilinde izdivaca talip olanlara adresimi bildiririm. M.H.’

‘EN MÜKEMMELİNDEN DÖRT YÜZ KURUŞ MAAŞLA İSTİHDAM EDİLMEKTEYİM’

‘Samsunluyum. Samsun’da devair merkeziyeden (merkezi devlet işlerinde) en mükemmelinde dört yüz kuruş maaşla kitabette istihdam edilmekteyim. İki evim vardır. Birinde kendim oturuyorum, diğerini de kiraya veriyorum ve az çok araziye de malikim. Musikiye fevkalade merakım vardır. Huyum iyidir. Musikiye aşinayım. Yirmi yaşındayım. Münevver, musikiye aşina bir refika-i hayat isterim. Refika-i hayatımın benden büyük bir yaşa malik olmasını istemem. Talep vukunda fotoğrafını tetkik ederim. Daha bir çok olumlu özelliğe sahip bulunuyorum. Talep olanlar adresime müracaat buyursunlar. Samsun’da İskenderiye Oteli’nde Yusuf Ziya Bey vasıtasıyla. A.N.’

‘HOPPALIK, ZÜPPELİK İSTEMEM’

‘On sekiz yaşına girmiş, kalbi, dimağı payitahtın nuru irfan medeniyetiyle tenvir etmiş. (İstanbul’un çağdaşlığının ilim ışığı ile aydınlanmış) Samsun’un havayı samimiyetinde (samimi havası içinde) oldukça yüksek bir ailenin dest tertibinde (terbiyesi ve gözetiminde) büyümüş bir Türk genciyim. İçki kullanmam. Kahve nedir bilmem. Hoppalık, züppelik istemem. 15-16 yaşlarında, aklı başında, gözü evinde, eli kalbinde, tahsili yerinde, asil ve necip bir aileye mensup sevimli bir kızla evlenmek istiyorum. 500 kuruş aylık gelirim, mükemmel bir evim ve ufak bir arsam var.Ancak saadetimizin devamı için refika-i müstakbelimin (müstakbel eşimin) biraz servet sahibi olmasını dilerim. İstanbul için iç güvey girilir. Bu şartları kabul edenler olursa Samsun’da İskenderiye Oteli’nde Yusuf Ziya Bey delaletiyle (aracılığıyla) M.H. Bey’e müracaat etmelidirler.’

‘GÖZÜ KARA VE BOYU 1.64 OLMALIDIR’

‘Evlenmek istiyorum. Yaşım yirmi dokuz. Rütbem Mülazımevvel’dir. Maaşım sekiz yüzdür. Kimsem yoktur. İçki kullanmam. Halihazırda İstanbul’un en iyi yerinde vazife ifa etmekteyim. Refika-i hayatımda başlıca bulunması lazım gelen özellikler şunlardır, Evvela, yaşı 18-20 olmalıdır. Ayrıca orta halli bir aileye mensup olup, bir evi olmalıdır. Gözü kara ve boyu 1.64 olmalıdır. Bu şartlarla desti izdivacı arzu edecek hanımlar adresime bildirsinler. H.T’

AA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Patnos’ta 92 köy yolu ulaşıma kapandı

Etiketler: ,,,
Patnos’ta 92 köy yolu ulaşıma kapandı

İlçe Özel İdaresi yetkilileri, dün akşam saatlerinde başlayan kar nedeniyle ilçeye bağlı 92 köy yolunun tamamının ulaşıma kapandığını belirtti. Yetkililer, tipi nedeniyle yol açma çalışmalarının güçlükle yapıldığını, hava koşullarının uygun olduğu bölgelerde,karla mücadele ekiplerinin çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Öte yandan, dün akşam saatlerinden bu yana devam eden yağış nedeniyle kar kalınlığı kent merkezinde 25, yüksek kesimlerde de 50 santimetreye ulaştı.

İHA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Şimşek: 46 milyar $ vatandaştan çıktı

Şimşek: 46 milyar $ vatandaştan çıktı

Şimşek, MÜSİAD’ın Beyaz Şato’da düzenlediği gala yemeğinde yaptığı konuşmada, Batman’ın da çevre yolu olacağını belirtti. Son dönemlerde terör olaylarındaki azalma nedeniyle Batman’da büyük bir coşku olduğunu ve yatırım yapıldığını kaydeden Şimşek, ”Yeter ki vatandaşımız çalışsın” diye konuştu.

Şimşek, kalifiye eleman sorununu kökten çözmek için program uyguladıklarını ve geçen yıl bütün illerdeki iş adamlarından hangi elemana ihtiyaçları olduğunu sorduklarını ve bu kapsamda 187 bin kişiyi, 6 ay boyunca maaş vererek kurslara aldıklarını ifade ederek, şöyle dedi:

”Kalifiye eleman yetiştirdik. İş adamlarına, ‘Bunlara iş verin’ dedik. Bu vatandaşlarımız birer altın bileziğe sahip oldular. Bunu önümüzdeki birkaç yıl içinde 1 milyon vatandaşa genişletiyoruz. Bütün iş adamlarına diyoruz ki bu kardeşlerimizi istihdam ederseniz 4.5 yıl sosyal güvenlik primini devlet olarak biz ödeyeceğiz. Büyük destekler var. İşte bütün olay bu. Muhalefetin anlayamadığı, öğrenemediği konu bu. Neden? Çünkü onlar halen eski kafa. Devletin zaten ciddi bir borç yükü var mı? Var. Ciddi bir bütçe açığı var mı? var. Nereden bulacaksınız daha fazla borç. Daha fazla borç bir çözüm değil. Taşıma su ile değirmen dönmez. Bugün Merkez bankasının gecelik faizi yüzde 6.25′tir. Bankalar hortumlandı. 46 milyar dolar bu vatandaşın cebinden çıktı. 2008-2009 yılında son yüzyılın en büyük finansal krizi yaşandı. Türkiye’de bir tek banka batmadı. ABD’de 200 banka battı. Onun faturasını vatandaş ödedi.”

Şimşek, krizin Türkiye’yi de etkilediğini ancak kalıcı tahribat yapmadığını, krizin faturasını işçi, memur, emekli ve esnafın ödemediğini söyledi. Şimşek, ”Bir büyükelçi, ‘Kriz nedeniyle benim maaşım yüzde 15 azaldı’ dedi. Bizden önce hükümetlerin ömrü 1.5 yıldan az. Bizden önce 57 hükümet gelmiş. Bunlar vizyon ile yarışabilir mi? Ne yapıyorlar, ‘Herkese maaş bağlayacağız, herkesi kamuya alacağız, az gelişmiş yerlerde fabrika açacağız’ diyorlar. Hakikaten bunlara inanıyor musunuz? Sovyet Rusyasında bunlar vardı. Bunlar Sovyetlerle birlikte tarihe karıştı. O sistem geride kaldı. 2 milyon taşeron işçi var. Bunların maaşı 30 katrilyon eder. Nereden bulacaklar. Bunlar seçim öncesi vaatler. Zaten vatandaş biliyor” şeklinde konuştu.

-”EN İYİ SAHİP ÇIKMA İSTİKRARDIR”-

Şimşek, ana muhalefetin gündeme getirdiği ”aile sigortası”nın da içinin boş olduğunu, kaynağının olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

”Bunu bize göstersinler. Hesabını yaptık; 12 milyon yoksul var. 20 milyarın altında rakam çıkıyor. Yok. Bu konuda da açıklama yok. Biz yoksulumuza sahip çıkıyoruz. En iyi sahip çıkma istikrardır. Eğer burada 1 yıl boyunca istikrar ve barış devam ederse esas yoksullukla mücadele budur. Bunlar 2001 yılında Türkiye’yi iflasın eşiğine getirenlerdir. IMF borç para vermezse maaşları ödeyemezlerdi. 23.5 milyar dolardan aldık, 5.5 milyar dolara düşürdük. IMF’nin parasını veriyoruz. Türkiye geçen sene yüzde 8 civarında büyüdü. Avrupa ile arayı hızla kapattı. IMF’ye gerek kalmadan bunları biz başardık. Sürekli orada burada elimizde dosya var diyorlar. Bu memleketi biz bu soygunculardan kurtarmasaydık Türkiyede bugün bu kadar yol, hastane, okul yapılabilir miydi?”

-”BÜTÜN VERGİ ORANLARINDA İNDİRİMLER SAĞLADIK”-

Şimşek, Türkiye’nin, eğitim, sağlık gibi her alanda ilerlediğini belirterek, Torba Yasası’nda da çok güzel düzenlemeler olduğunu kaydetti. İktidara geldiklerinde şirketlerin ödediği kurumlar vergisini yüzde 33′ten yüzde 20′e indirdiklerini, yeni yatırımlar için de yüzde 2′ye düşürdüklerini ifade eden Şimşek, şöyle dedi:

”Gelir vergisinde ortalama asgari ücretli bir aile eşi çalışmıyorsa, 4 çoğu varsa, sıfır gelir vergisi alıyoruz. KDV’yi eğitim, sağlık, turizm ve tekstilde, gıdada yüzde 18′den yüzde 8′e indirdik. ÖTV’de oranda yüzde 1′lik bir artış olmamıştır. Akaryakıt ürünlerinde vergi çok yüksek diyorlar. Petrol fiyatları 2002 yılında 20 ile 28 dolar arasında gitmiş gelmiş. Bugün petrol fiyatı 115 dolara çıkmış. 4-5 kat artmış. 2002 yılında 100 liralık benzinin yüzde 70′i vergiydi. Bugün ise 61 liraya kadar düştü. Hiç kimse çıkıp vergiyi artırdınız diyemez. Bütün vergi oranlarında indirimler sağladık. Türkiye gelişiyor, kalkınıyor. Gaziantep’te devletin fabrika kurmasına gerek yok. Suriye ile anlaştık. 1 milyon Suriyeli kardeşimiz Türkiye’ye gelmeye başladı. Gaziantep’te oteller dolu, alışveriş merkezleri, restoranlar dolu. Bunun için para harcamadık. Bizde ekonomik model budur. Bu tür açılımlarla ülkeyi çok farklı noktalara getiriyoruz.”

Hükümetleri döneminde demokratikleşme anlamında birçok adım atıldığını söyleyen Şimşek, ”Mükemmeliz iddiasında değiliz, daha yapacak çok şey var. Yeni dönemde vatandaş kendi Anayasasını hazırlayacak. Türkiye birçok yerde daha saygın. Bütün hususlarda ilerleme olmuş. Türkiye ekonomisinde büyüme sağlanmadı diyorlar. Geçen sene 760 bin araba satıldı. 360 bin konut satıldı. Bunları ben almadım. Bunu vatandaş alıyor. Güven ve istikrar sayesinde, AK Parti”nin vizyonu sayesinde Türkiye kalkınıyor” şeklinde konuştu.

MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan da özellikle küresel krizle birlikte birçok gelişmiş ülke genişletici maliye politikasına yönelirken, Türkiye’nin mali disipline sıkı sıkıya bağlı kalınmasının takdir edilmesi gereken bir konu olduğunu belirtti.

Vardan, 2011 yılının seçim yılı olması sebebiyle mali disiplinden taviz verilmeden uygulanmasına ve orta vadeli programa sadık kalınarak mali disiplinde gevşeme olmayacağına ilişkin kararlı açıklamaların, piyasalar adına oldukça sevindirici gelişmeler olduğunu ifade etti.

Seçimlerde hiçbir zorlama ve baskı altında kalmadan, tamamen demokratik olarak, herkesin kendi hür iradesini, sandığa yansıtabilmesinin önemine değinen Vardan, ”Zira, seçmenler önlerine getirilen projeleri iyi değerlendirerek özgür bir şekilde; kendileri, yöreleri ve ülkeleri adına en iyi olduğuna inandıkları politikaları destekleyebilmelidirler. İhtiyacının ne olduğunu bilen bölge halkı, tüm farklılıkların zenginliğiyle hiç şüphe yok ki en doğru kararı verecektir” dedi.

AA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Giresun’da 7 HES’e durdurma kararı

Giresun’da 7 HES’e durdurma kararı

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu avukatlarından Alp Tekin Ocak, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, HES Çalışma Grubu ve Pazarsuyu Havzası davacıları olarak, Bulancak ve Piraziz ilçeleri sınırlarında yer alan Pazarsuyu Havzası’nda bulunan, 7 HES projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) kararlarının iptali için açtıkları davalarda, Ordu İdare Bölge Mahkemesi’nce yürütmenin durdurulması kararı verildiğini söyledi.

Ocak, aynı projelere ilişkin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından verilen üretim lisanslarının iptali talebiyle Danıştay’da açacakları davalar için de hazırlık sürecini başlattıklarını açıkladı.

Ocak, ”Bu verimli havzada 12 HES projesi hazırlanmış, bunun 7′si ihale edilerek inşaatına başlanmıştı. Bundan bir kaç ay önce, Pazarsuyu Havzasında yaşayanlar, Serpin Deresi, Kızılev Deresi, Akçal Deresi, Tokmadin Deresi, Bozat Dereleri ve Pazarsuyu Deresi üzerinde ortalama 80 kilometrelik bir vadide kurulması planlanan 12 HES projesine karşı sert bir şekilde tepkilerini dile getirmişti. Bu sorun sadece Pazarsuyu’nun değil, Fırtına Vadisi’nin, Gelivera Deresi’nin de sorunu. Derelerin Kardeşliği Platformu’nun da desteği ile Karadeniz Bölgesinin pek çok noktasında, uzun bir süredir yürütülmekte olan ve ülke çapında destek gören haklı mücadele bu taze kanla güç kazanarak yola devam ediyor” diye konuştu.

Ocak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Can suyumuzu çalanlara, doğal çevreyi felakete uğratanlara, ağaçlarımızı kesip, balıklarımızı öldürenlere, içme suyumuzu zehirleyenlere, yani hayatımıza kast edenlere yöresel dille ”andır galsın” HES’leriniz diyoruz. Temiz suya ulaşımı temel bir insan hakkı ilan eden Temmuz 2010 tarihli BM kararı da dahil olmak üzere, uluslararası hukuk ilkeleri ışığında, yaşam hakkını savunuyoruz. Bu basın açıklaması vesilesiyle, İstanbul Barosu’nun bundan sonraki adımlarda hukuki sürece doğrudan taraf olacağını bildiriyoruz.”

Toplantıya katılan köylüler ise HES inşaatından sonra derelerde sık sık balık ölümleri yaşandığını ifade etti. Konuyu Valilik başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara şikayette bulunduklarını bildiren köylüler, bundan henüz sonuç alamadıklarını söyledi.

AA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk

Mehmet Akif Ersoy ‘Vali’ ağlattı / GALERİ

Mehmet Akif Ersoy ‘Vali’ ağlattı / GALERİ

İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü sebebiyle Adıyaman Valiliğinin desteğiyle Mehmet Akif İlköğretim Okulu öğretmenleri ve öğrencileri tarafından program düzenlendi. Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen programa Vali Ramazan Sodan, Garnizon Komutanı Jandarma Albay Ali Osman Salık, Belediye Başkanı Necip Büyükaslan, Milli Eğitim Müdürü Hasan Alaköse, Defterdar Şefik Tongal, İş-Kur Müdürü Ramazan Tatar, Halk Eğitim Müdürü İdris Zengin, Sağlık İl Müdür Yardımcısı Mustafa Kutlu, öğretmenler ve öğrenciler ile çok sayıda veli katıldı.

Programda Milli Şair ve İstiklal Marşı’nın mazisi anlatıldı. Duygusal anların yaşandığı programda öğrenciler, İstiklal Marşı’nın hikayesini anlatan bir tiyatro gösterisi sundu. Sahnedeki öğrencilerin performansları, İstiklal Marşı’nın hikayesini adeta bir kez daha yaşattı. İzleyenlerin gözyaşlarına hakim olmadığı programda Vali Sodan da ağladı. Sık sık gözyaşı döken Vali Sodan, programın ardından öğrencilerin yanına gideren onları tebrik etti. Öğrencilere birer Mehmet Akif Ersoy kitabı hediye eden Vali Sodan,”Program boyunca duygulandım. Duygulanacak kadar da vardı. Bayrağımız inmesin, İstiklal Marşımız ebediyen söylensin” dedi.

Vali Sodan:”Büyük insanlar, içinde yaşadıkları zamana sığmayan, yaşanmış ile yaşanacak zamanları da kapsayan insanlardır. İşte Mehmet Akif, bir milletin bağımsızlık özlemini anlatırken, bağımsızlığın sadece, barut ve silahla kazanılamayacağını, bedelinin can ile ödendiği bağımsızlığın, bir milletin fikir dünyasında gerçek anlamını bulacağı düşüncesinin yıllar öncesinden bize emanet bırakmıştı. Mütareke ve İstiklal mücadelesi döneminde esarete isyan eden, milletini uyanmaya ve uyanık davranmaya çağıran bir aksiyon adamı olan Akif’in en büyük meziyeti, söylemi ile eyleminin örtüşmesidir. Ne mutlu bizlere ki Mehmet Akif gibi temiz ve yüce bir ruhu, pak bir vicdanı yad etmek için onun yüksek ideallerini, davasını, aşkını, heyecanını paylaşmak için buradayız. İstiklal Marşı yenilenmedir, dinamizmdir. Türk dilinin en güzel örneklerinden biridir. Kahramanlık destanımızdır, heybetli kimliğimizdir” dedi.

Milli Eğitim Müdürü Hasan Alaköse ise,” İstiklal Marşını ‘Kahraman Ordumuza’ ithaf eden, şiirin altına imza atmayan ve ‘Onu ben değil milletim yazdı. Ben sadece milletimin tercümanı oldum’ diyen ve bu şiiri ölümsüz eseri ‘Safahat’ isimli eserine hayatta iken almayan mütevazı şair Mehmet Akif Ersoy. Kendisini ziyarete gelen bir gencin ‘Yeni bir İstiklal Marşı yazmak gerekse’ diye başladığı soru üzerine, ölüm döşeğinden yavaşça doğrularak,’Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın. İstiklal Marşı mürekkeple değil kanla yazılmıştır’ diyerek haykıran ve bu dua ile gözleri kapanan büyük üstad Mehmet Akif Ersoy. Gençlerimiz, değeri her geçen gün biraz daha anlaşılan bu abide şahsiyeti Mehmet Akif’i onun eseri Safahat’ı ne kadar tanıyor? Veya biz, bu değerleri ne kadar tanıyoruz? Ne kadar tanıtabiliyoruz? İstiklal Marşı, gençlerimiz için sadece törenlerde söylenen iki kıtadan mı ibaret? Bu şiir nasıl yazıldı? Bu şiir ne anlatıyor? Hangi mücadeleler sonucunda yazıldı, hangi bedeller ödendi? İşte, istenen arzulanan, Mehmet Akif’in nesli olarak nitelendirdiği gençlik bu soruları her zaman kendisi sorarak geleceği bu şekilde kurmaya çalışan bir gençlik olmalıdır” diye konuştu.

Program, şiirlerin okunması ve öğrenci korosunun Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı türküleri seslendirmesiyle son buldu.

İHA

12 Mart 2011
Okunma
bosluk
yurttaş haber, gündem, sanat, medya, kültür Son Yazılar FriendFeed
reklam
seo kitabı
reklam
reklam

Login