Şehit Fethi Bey Parkı içerisinde bulunan Fethi Bey Anıtı önünde gerçekleştirilen törene, Türk Hava Kurumu (THK) Başkanı Osman Yıldırım ve Fethiyeli yöneticiler katıldı. Öğrenciler, Fethiye Belediyesi bando takımı eşliğinde İstiklal Marşı okunarak başlayan törende Şehit Yüzbaşı Tayyareci Fethi Bey`i anlatan şiirler okudu.
Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, Fethi Bey`in, 27 Mart 1914 tarihinde kullandığı uçakla Şam`da düşerek şehitlik mertebesine ulaştığını hatırlattı.
Daha önce Meğri olan ismin, 26 Mart 1914 tarihinde Fethiye olarak değiştirildiğini anlatan Saatcı, “Şehrimiz düşman istilasına uğramamış. Dolayısıyla bir kurtuluş günü yok. Fakat ‘bugün de nereden çıktı’ diye düşünenler olabilir.
Bizim bu anmadaki ısrarcı tavrımızın altında geçmişiyle bütünleşmek, ne olduğunu unutmamak, her şeyden önce de kahramanlarına sahip çıkma duygusu yatmaktadır. Çünkü kahramanlar, milletler için geçmişten geleceğe akan zamanda köşe taşları ve yol göstericileridir.” dedi.
“GÜÇLÜ ORDU OLMADAN AYAKTA KALINAMAZ”
Konuşmasının devamında güçlü ordu vurgusu yapan Başkan Behçet Saatcı, üstü kapalı olarak ordunun yıpratılmaya çalışıldığını söyledi. Libya’daki karışıklığa da değinen Saatcı, şöyle konuştu: “Kuzey Afrika’da domino etkisiyle kargaşaya sürüklenen ülkelerdeki vatandaşlarımızın getirilmesi operasyonları, bize bu coğrafyada güçlü bir ordu olmadan ayakta kalamayacağımız gerçeğini bir kere daha göstermiştir.
Güçlü bir Deniz Kuvvetlerimiz ve Hava Kuvvetlerimiz olmasaydı, vatandaşlarımızın Türkiye’ye getirilmesinin imkansız olduğunu kabul etmemiz gerekir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu ülkenin göz bebeğidir. Bu sebeple olur olmaz iddialarla yıpratılmaması, töhmet altında bırakılmaması gerekir.”
Saatcı’nın ardından kürsüye gelen THK Başkanı Osman Yıldırım, aniden başlayan yağmurun azizliğine uğradı. Yıldırım, sağanağa dönen yağmur nedeniyle konuşmasını kısa kesmek zorunda kaldı. Yağmur nedeniyle THK’ya ait uçak ve pilotların hava gösterisi de iptal edildi.
FETHİ BEY KİMDİR?
Tayyareci Yüzbaşı Fethi Bey, Muavenet-i Milliye isimli Blerio XI/B uçağı ile İstanbul-İskenderiye uçuşunu gerçekleştirmek için 8 Şubat 1914′de uçuşuna başladı. Konya, Ulukışla, Adana, Humus ve Şam üzerinden İskenderiye`ye uzanan bir hava yolculuğunu gerçekleştirmek isterken 27 Şubat 1914`te Şam`ın Taberiye ilçesi Şimiriye bucağı yakınlarında düşerek Türk havacılık tarihinin ilk şehidi oldu.
Mezarı Şam yakınlarında Selahattin Eyyubi Türbesi`nde bulunuyor. Türkiye`nin ilk havacı şehidinin ismi, 1914`te Meğri ismi ile anılan Fethiye`ye verildi.
CİHAN
Bazı partililerin gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.
SP Genel Başkanı Necmettin Erbakanın Ankarada tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesi sevenlerini hüzne boğdu.
Saadet Partisinden ayrılarak HAS Partiye katılan partililer de Erbakanın ölüm haberini üzüntüyle karşıladı. Mecidiyeköy Meydanında 28 Şubat postmodern darbesini protesto etmek amacıyla bir araya gelen HAS Parti İstanbul İl Gençlik Kolları üyeleri, Erbakanın ölüm haberini partinin İstanbul gençlik kolları başkanı İhsan Sorardan öğrendi.
Eylem için sembolik mahkeme kuran ve slogan atıp pankart açmaya hazırlanan eylemciler vefat haberinin gelmesiyle kısa bir basın açıklaması yaparak eylemi sonlandırdı.
Grup adına açıklama yapan İhsan Sorar, 28 Şubatta Türk siyası tarihi bir demokrasi ayıbı ile karşı karşıya kalmıştır. Bütün darbecileri yargılamak için yüzlerce HAS Partililer olarak buraya toplandık.
Ancak az evvel aldığımız haber neticesinde Türk siyasi tarihinin önemli liderlerinden, Türk siyasi hayatının ufkunu açan önemli bir siyaset adamını kaybettiğimizi derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz.
Muhterem Erbakan hocamıza Allahtan rahmet diliyoruz, tüm Türkiyeye baş sağlığı diliyoruz. Acımız çok büyük. Türk siyaseti ve milleti adına hepimiz çok üzgünüz çok sıkıntılıyız. Bugün burada yapacağımız siyasal eylemi Erbakan hocamızın vefatı dolayısıyla iptal ediyoruz. şeklinde konuştu.
Konuşmanın ardından İhsan Sorarın ve diğer partililerin göz yaşlarını tutamadığı gözlendi. Bazı partilileri arkadaşları teselli etti.
CİHAN
Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) Konya İl Gençlik Kolları tarafından projesi çizilen tankın yetişmesi için sanayi sitesinde hummalı çalışma sürüyor. Çelik konstrüksiyon ve köpükle hazırlanan tankı, içine girecek 4 kişi taşıyarak yürütecek. Saatler süren çalışma sonucu hazırlanan tank, kamyona yüklenerek önce parti binası önüne, daha sonra eylemin yapılacağı alana taşınacak.
HAS Parti İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Zahit Erkan Uludağ, 28 Şubat darbesinin yıl dönümünde değişik bir eylem yapmak istediklerini belirterek, “Darbe’nin yıldönümünden 1 gün öncesinde yapacağımız eylemde askeri darbeyi temsil etsin diye tank yürütmek istedik. Malum 28 Şubat’tan önce Sincan’da tanklar yürütülmüştü. Bizde bir daha tanklar yürümesin diye temsili bir tank hazırladık ve yapacağımız eylemde bunu caddede yürüteceğiz” dedi.
Eylemlerinde 28 Şubat ve diğer askeri darbeleri yapanların yargılanmasını isteyeceklerini ifade eden Uludağ, “Biz tankları artık sadece kışlalarında görmek istiyoruz. Bu projeyi 1 ay gibi bir zamanda hazırladık ve 1 haftadır da yapımıyla uğraşıyoruz. Yaklaşık 30 kilogram ağırlığında ve içine girecek 4 arkadaş tarafından taşınacak. Gerçek bir tankın birebir aynısını yapmaya çalıştık” şeklinde konuştu.
Demir doğrama ustası Ali Çalkayak ise hayatında ilk kez böyle bir şey yaptığını dile getirerek, “Birkaç genç bana bu projeyle geldi ve ‘Usta, biz tank yapmak istiyoruz’ dediler. Neden diye sorduğumda ise darbeleri protesto etmek için olduğunu söylediler. Ben de kabul ettim. Yaparken de askerliğim aklıma geldi. Aslında tankları sevmem. Bana savaşı ve ölümü hatırlatıyorlar. Bir daha böyle bir projeyi asla yapmam” şeklinde ifade etti.
İHA
Memur-Sen Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Hacı Bayram Tonbul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kamuda 4/B statüsünde çalıştırılan sözleşmeli memurların daimi kadroya geçirilmesi için çaba harcadıklarını, bunun her yıl yapılan toplu görüşmelerin en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu söyledi.
Bu talebin takibini sürdürürken sözleşmeli memurların ekonomik ve sosyal haklarının geliştirilmesi için de gayret gösterdiklerini anlatan Tonbul, bu konuda bugüne kadar bir dizi ilerleme sağladıklarına dikkati çekti.
Geçen yılki toplu görüşmelerde, sözleşmeli memurlardan damga vergisi adı altında kesinti yapılmamasını önerdiklerini ve görüşmeler sonunda Kamu İşveren Kurulu ile bu konuda mutabakat sağladıklarını anımsatan Tonbul, kamuoyunda Torba Yasa olarak belirlenen düzenlemeye de bu yönde bir madde eklendiğini söyledi.
TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde maddenin yürürlük tarihinin 1 Ocak 2011 olarak benimsendiğini ifade eden Tonbul, ancak yasanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayına sunulan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren halinde bu tarihin ”yayım tarihi” olarak düzenlendiğini belirtti. Tonbul, şunları kaydetti:
”Sözleşmeli memurların sözleşmelerinden alınan damga vergisi her yılın ocak ayında kesiliyor. Biz de Torba Yasa’nın gecikmesinden dolayı sıkıntı yaşanmaması için AK Parti yöneticileriyle de görüşerek girişimlerde bulunduk. Nitekim bu konuda AK Parti kurmayları tarafından da TBMM Genel Kurulunda ilgili madde görüşülürken önerge sunuldu ve kabul edildi. Oysa düzenlemenin yürürlük tarihinin ‘yayım tarihi’ olarak yasalaşması karşısında şaşkınlığa uğradık. Çünkü düzenleme yayım tarihi olan 25 Şubatta dikkate alındığında bu yıl ki damga vergisinin sözleşmeli personelin cebinden çıkması anlamına geliyor.
Sözleşmeli memur arkadaşlarımız ağustos ayından beri bu düzenlemeyi bekliyor. Damga vergisi yıllık ortalama 160 liraya karşılık geliyor. Bu konuda verilmiş sözler var. Düzenlemenin bu hale gelmiş olması yaklaşık 250 bin sözleşmeli memura verilen sözün tutulmaması anlamına geliyor. Bu sözü verenler açısından da bu bir itibar kaybıdır.”
Aynı sorunun KİT’lerde 1 sayılı cetvele tabi müdür, müdür yardımcısı, baş uzman, uzman, daire başkanı gibi personele ödenen ek tazminat oranı yüzde 100′den yüzde 200′e çıkarılması düzenlemesinde de yaşandığını anlatan Tonbul, yürürlük tarihinin 1 Ocak 2011 olarak düzenlenmemesi nedeniyle yaklaşık 6 bin 500 maaşlarına yapılacak iyileştirmeden yararlanamadıklarını belirtti.
Tonbul, durumun fark edilmesinin ardından çeşitli düzeylerde girişimlerde bulunduklarını belirterek, ancak yetkililerin topu birbirine attıklarını kaydetti.
-MALİYE BAKANLIĞINA BAŞVURU-
Bu arada, Türk Sağlık-Sen de sözleşmeli memurlardan alınan damga vergilerinin geri ödenmesi için yarın Maliye Bakanlığına başvurarak, yeni düzenleme yapılmasını isteyecek.
Başvuruda, damga vergisi kesintisi yapılan sözleşmeli memurun mağdur edilmemesi için hizmet sözleşmelerinin bitim tarihine kadar kalan döneme ait damga vergisinin hesaplanarak personele iade edilmesi için kurum ve kuruluşların bilgilendirilmesi talep edilecek.
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci de ”Damga vergisi alınan sözleşmeliler bu konuda açık bir şekilde mağdur edilmişlerdir. Bunun önüne geçilmesi için Maliye’ye başvurarak yaparak gerekli düzenlemenin bir an önce yapılmasını isteyeceğiz. Umarım sözleşmeli personelin bu mağduriyeti giderilir” dedi.
AA
Tüyap Bursa Fuarcılık AŞ tarafından Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Bursa Gıda-Gıda Tek Fuarı 2011 büyük bir katılımla devam ediyor.
Fuara Bursa’dan katılan Murbay İthalat İhracat Elektronik San ve Tic. Ltd. Şti. yetkilileri, fuarda beklentilerini karşılamanın mutluluğunu yaşıyor. Bursa’nın köklü firmalarından Murbay Makinacılık yaklaşık 25 yıldır Marmara Bölgesi’nde gıda sektöründe hizmet veriyor.
Murbay Genel Müdürü Murat Çelik, “Market otomasyon, yazarkasalar konusunda gıda dilimleme makinaları, hava perdesi makinaları ve vakumlama makinaları gibi alanlarda hizmet veriyoruz. 35 personel, 15 araç ile Murmara Bölgesi’nde faaliyet gösteriyoruz. İki yıldan bu yana ise Selen Markası adı altında üretim yapıp Türkiye geneli bayilikler ile satış yapıyoruz.” dedi.
Yaklaşık 6 yıldır fuarlara katıldıklarını anlatan Murat Çelik, “İnşallah 2012′den itibaren ise uluslararası fuarlara katılmayı hedefliyoruz. Bununla da ithalatı, ihracata çevireceğiz. Bu yılki fuardan memnunuz. Gıda fuarının geçen yıllara göre biraz küçülmesine rağmen umduğumuzu bulduk. Özellikle son iki gün daha güzel geçti. 2010′u güzel kapattık, 2011′den daha ümitliyiz. İlk iki ayı çok verimli şekilde atlattık.” şeklinde konuştu.
“PAKETLEME MAKİNALARINA BÜYÜK İLGİ”
En çok ilgiyi paketleme makinalarının gördüğünü anlatan Murbay Genel Müdürü Murat Çelik şunları söyledi: “Fuarda özellikle paketleme makinaları, vakum makinaları ve tabak ağzı kapatma makinaları büyük ilgi görüyor. Ayrıca streç sarma makinalarına da büyük rağbet var.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın gıdada hijyen ve ambalajlı ürünlere daha çok önem vermesi bu ürünlere ilgiyi artırdı. Ayrıca salam pastırma kesme ve dilimleme makinalarına da büyük ilgi var.”
CİHAN
Ankara’da Güven Hastanesi’nde tedavi gören Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan vefat etti. Hastane eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın saat 11.40′da vefat ettiğini duyurdu. Erbakan’ın vefat haberini alan partililer hastaneye koştu.
1926 yılında dünyaya gelen Erbakan, 85 yaşındaydı. 28 Şubat sürecinde büyük sıkıntılar yaşayan Erbakan’ın vefat haberinin 28 Şubat’tın yıldönümünde duyulması sevenlerini göz yaşına boğdu.
Ankara’da Güven Hastanesi’nde tedavi altında olan Erbakan’ın ölüm haberinin ardından Saadet Partililer hastaneye akın etmeye başladı.
Ocak ayında hastaneye kaldırılan Erbakan’ın ilk başta 24 saat kalacağı açıklanmıştı. Ancak taburcu süresi hergün giderek uzadı.
Erbakan sol ayağında bir damar iltihaplanmasıyla hastaneye yatırılmıştı. Bu süreçte kendisini ziyaret etmek isteyenler ise Erbakan ile görüştürülmemişti.
NECMETTİN ERBAKAN KİMDİR? (1926 - 27. ŞUBAT 2011)
29 Ekim 1926 yılında Sinop’ta doğdu. Babası Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde yaşamış olan Kozanoğullarından Mehmet Sabri Erbakan. Ağır ceza reisi olan babasının birçok yerde görev yapmış olması dolayısıyla çocukluğu muhtelif Şehirlerde geçen ERBAKAN’ın annesi de Sinop’un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım’dır.
Necmettin ERBAKAN ilkokul’a Kayseri Cumhuriyet İlkokulu’nda başladı, babasının Trabzon’a tayin olması dolayısıyla ilkokul öğrenimini burada okul birincisi olarak tamamladı. 1937 yılında ilk tahsilini tamamladıktan sonra aynı yıl İstanbul Erkek Lisesi’nde orta tahsiline başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni 1943 yılında birincilikle bitirdi.
1948 yılı yaz döneminde İTÜ Makine Fakültesi’nden mezun olan ERBAKAN aynı yılın 1 Temmuz’unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsü’nde asistan olarak göreve başladı.
1948-1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde o zaman doktora tezine tekabül eden yeterlilik tezini hazırladı. Sınıflarda ders vermek doçent ve profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen kendisi asistan olduğu halde ders vermesine izin verilmiştir. Yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve görgüsünü artırmak üzere Almanya’ya gönderilen ERBAKAN, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı.
Aachen Teknik Üniversitesi’nde çalıştığı 1.5 yıl süre içerisinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan ERBAKAN, Alman üniversitelerinde geçerli olan “DOKTOR” unvanını aldı.
Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt yakmaları konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da doçentlik tezini hazırlayan ERBAKAN’ın “Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu” matematiksel olarak izah eden bu tez, Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Tezin mecmualarda neşredilmesi üzerine o tarihte Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının umum müdürü Prof. Dr. FLATS tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi. Alman Ekonomik Bakanlığı’nın RUHR sahasındaki fabrikalar üzerinde araştırma yapmak için görevlendirilen heyette kendisinin de yer almasının istenmesi üzerine 15 gün RUHR sahasındaki bütün Ağır Sanayi fabrikalarını gezip inceleme fırsatı buldu.
II. Dünya Harbi’nden sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan ERBAKAN, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul’a döndü. İmtihan sonucunda 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin ERBAKAN, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’nın DEUTZ fabrikalarına gitti. Burada 6 ay süreyle motor araştırmaları başmühendisi olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.
1953′ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönen ERBAKAN, Mayıs 1954 – Ekim 1955 yılları arasında askerlik görevini ifa etti. İstanbul Kağıthane’deki 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra Halıcıoğlu’ndaki istihkam bakım bölüğünde 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak makinelerin bakım ve tamiratları kısmında görev yaptı.
Askerlik görevinden sonra tekrar üniversiteye dönen Necmettin ERBAKAN 1956 yılında Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş.’yi kurdu. ERBAKAN da böyle bir fabrika kurma fikri Almanya’da çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun sipariş verdiği motorları görünce iyice uyanmıştı.
Yurda dönünce bu çalışmayı başlattı. Ve bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956′da attı. Gümüş Motor fabrikasında seri imalat 1 Mart 1960 tarihinde başlamıştır. 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresi’nde Gümüş Motor’un yaptığı imalatları sunan ERBAKAN “Yeni hedef otomobillerin Türkiye’de yapılmasıdır” fikrini ortaya atmış, o zaman yönetimde olan askerler tarafından revac bulan bu fikir üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “DEVRİM OTOMOBİLİ” adıyla ilk yerli otomobil ERBAKAN tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim Gümüş Motor fabrikasını gezmiş, büyük ilgi ve heyecan duymuşlar, bunun üzerine 200′e yakın General ve üst rütbeli subaya ERBAKAN tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir.
1965 yılında profesör olan ERBAKAN, Şubat 1966′da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirildi. Daha sonra Genel Sekreter olan ERBAKAN, 1968 Mayıs’ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, Mayıs 1969′da da Odalar Birliği Başkanı oldu.
Necmettin ERBAKAN 1967 yılında evlendi. Sanayiye gerekli ilginin gösterilmemesi üzerine siyasete atılmaya karar verdi. ERBAKAN, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak adaylığını koydu ve seçilerek Meclis’e girdi.
24 Ocak 1970 yılında Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisi’ni kuran ERBAKAN, 1971 Nisan’ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi kapatıldı. Daha sonra 11 Ekim 1972 tarihinde kurulan Milli Selamet Partisi, ERBAKAN liderliğinde girdiği 1973 seçimlerinde % 12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 parlamenterle Meclis’e girdi.
1974 yılı başında kurulan MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda da yer alan MSP’nin Genel Başkanı yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlendi. 5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3′lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren ERBAKAN liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümet ortağı oldu.
1978 yılı başında 12 Eylül 1980′e kadar muhalefette kalan MSP’nin Genel Başkanlığını yürüten Necmettin ERBAKAN, 12 Eylül İhtilali’nin getirdiği yasaklarla Eylül 1987 yılına kadar politikadan uzak kaldı. Eylül 1987′deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden ERBAKAN, 19 Temmuz 1983 tarihinde kurulmuş olan Refah Partisi’nin, 11 Ekim 1987 tarihinde yapılan kongresinde oy birliği ile Genel Başkanlığa seçilen Necmettin ERBAKAN 20 Ekim 1991 seçimlerinde Konya’dan yeniden Milletvekili seçildi.
1995 genel seçimlerinde tekrar Konya’dan Milletvekili seçilerek meclise girdi. Bu seçimlerde Refah Partisi !.7 ile birinci olmuştur. Bunun üzerine 28 Haziran da hükümeti kurma görevini alarak 7 Temmuz da güvenoyuyla Türkiye’nin Başbakanı olmuştur. Koalisyon hükümeti sırasında halkın desteğini alan bir çok önemli başarının yanında uluslararası alanda gelişmekte olan 8 ülkenin işbirliğine öncülük yaparak büyük bir gayretle bir yıl gibi kısa bir sürede D-8 (Development-8) oluşumunu meydana getirmesi önemli bir olaydır.
1998 yılı Şubat ayında Genel Başkanı olduğu Refah Partisinin kapanmasıyla 5 yıl siyasi yasaklı hale gelen Erbakan 11 Mayıs 2003′te Saadet Partisi’ne Genel Başkan seçilmiştir.
Erbakan 2010 yılında yeniden Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçilmişti.
Evli ve 3 çocuk babasıdır.
Haber7-kimkimdir.gen.tr
Haber7
Libya’daki olayların ardından tahliye edilen ve memleketi Trabzon’a ulaşan Türk işçilerden Ali İhsan Özbakır, yaşam ile ölüm arasında geçen kurtuluş öyküsünü anlattı.
Özbakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bingazi’den deniz yoluyla Marmaris’e, oradan da kara yoluyla Trabzon’a gelen 50 dolayındaki işçi kafilesi içerisinde yer aldığını anımsattı.
Libya’da 8 aydan bu yana bir inşaat firmasının şantiyesinde işçi olarak çalıştığını ifade eden Özbakır, ”Ülkede olaylar başlayınca güvenliğimiz için şantiyemizden çıkmadık. Her hafta toplu olarak cuma namazına gidiyorduk, cuma kılmaya da gidemedik” dedi.
Muhaliflerin 30-40 kişilik konvoyla, ellerinde kaleşnikof, satır ve bıçaklarla şantiyelerini bastığını anlatan Özbakır, ”Şirketimize ait araçlara, iş makinelerine el koyarak gittiler. Türk işçilerine olumsuz hiçbir harekette bulunmadılar ancak bizimle beraber çalışan Nijeryalı ve Ganalı işçilerin ellerini gözümüzün önünde kestiler” diye konuştu.
Şirket yetkililerinin kendilerini sürekli dışarı çıkmama konusunda uyardıklarını dile getiren Özbakır, şöyle devam etti:
”Birkaç gün sonra Bingazi Havalimanı’na hareket ettik. Orada Türkiye’den bizleri almaya gelecek uçakları beklemeye başladık. Bir Türk uçağı havalimanına indi. 300 kişilik Türk işçi kafilesi bu uçakla Türkiye’ye gitti. Bizim pasaportumuz olmadığından Türkiye’ye gidemedik. Daha sonra uçakların iniş ve kalkışlarına dahi izin verilmedi.
Havalimanı yakınlarında çatışma sesleri gelmeye başladı. Çatışma seslerinin bize doğru yaklaşmasıyla korkunç anlar yaşamaya başladık. Kaddafi’nin paralı olmayan yerli askerleri muhaliflere karşılık vermeden silahlarını bıraktılar ve teslim oldular. Kaddafi’nin paralı askerleri ise gözümüzün önünde öldürüldü, kuledeki askerler silahla vuruldu, bazı askerlerin ise kafaları kılıçla kesildi.”
-”SİLAHLARLA ZAFER KUTLAMASI YAPTILAR”-
Özbakır, muhaliflerin kendilerini havalimanından çıkardıktan sonra orayı ateşe verdiğini ifade ederek, ”Bizim grupla birlikte yaklaşık 3 bin kişiyi, bir bölgeye topladılar. Burada bir gece geçirdikten sonra Türkiye’den uçakların gelmekte olduğu haberi üzerine tekrar havalimanı bölgesine yöneldik. Havalimanı yakınındaki stadyuma gittik. Ancak havalimanı yakıldığı ve kuleye de zarar verildiği için uçaklar iniş yapamadı” dedi.
Muhaliflerin Bingazi’de üstünlük kurduktan sonra silahlarla zafer kutlaması yaptıklarını anlatan Özbakır, ”Daha sonra Bingazi Limanı’na Türk gemilerinin geleceği bilgisi bize ulaştı. Stadyumdan oraya hareket ettik. Limanda geminin gelmesini bekledik. Orhangazi-1 feribotuna binerek 20 saatlik yolculuk sonrasında Marmaris Limanı’na ulaştık” diye konuştu.
-”İKİ ATEŞ ARASINDA KALDIĞIMIZ ANLARDA ÖLECEĞİMİZİ DÜŞÜNDÜK”-
Ali İhsan Özbakır, Marmaris’ten de kara yoluyla Trabzon’a geldiğini belirterek, şunları kaydetti:
”Sonuçta sağ salim yuvama döndüğüm için çok mutluyum. Libya’da çatışmalar sırasında, iki ateş arasında kaldığımız anlarda öleceğimizi düşündük. Orada aklıma ailemden sadece Libya’ya giderken 3 aylık olan yeğenim Gülşen geldi, Gülşen’ime doyamamıştım.
Memleketime geldiğimde beni en çok mutlu eden olay, şimdi 11 aylık olan yeğenime kavuştuğum andı. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın girişimi ile yuvama kavuştum. Kendisinden Allah razı olsun, ülkemizin başından eksik olmasın.”
AA
Çığ düşmesi sonucu ulaşıma kapanan Hakkari-Şırnak karayolu yeniden açıldı.
Alınan bilgiye göre, Hakkari’de dün etkili kar yağışı nedeniyle çığ düşmesi sonucu kapanan Hakkari-Şırnak karayolunun 75. kilometresindeki Surakotran mevkisinde Karayolları ekiplerinin çalışması tamamlandı.
Karayolları 114. Şube Şefliği yetkilileri, Hakkari-Şırnak karayolunun ulaşıma yeniden açıldığını bildirdi.
AA
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, bölgede aralıklarla devam eden kar yağışı ve tipi, yüksek kesimlerdeki köylere ulaşımı olumsuz etkiliyor.
Erzurum’da 225, Bingöl’de 54, Kars’ta 33, Muş’ta 29, Tunceli’de 11 ve Ardahan’da 8 olmak üzere bölgede toplam 360 köy yolunda kar ve tipi nedeniyle ulaşım sağlanamıyor.
İl Özel İdare Genel Sekreterliklerinin karla mücadele ekipleri, kapalı köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmalarını sürdürüyor. Yetkililer, zaman zaman etkisini artıran tipi nedeniyle çalışmaların güçlükle yapıldığını belirtti.
Karayolları ekipleri de yağış nedeniyle ulaşımda aksama yaşanmaması için kar temizliği çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Meteoroloji yetkilileri, kar yağışının gelecek hafta boyunca özellikle bölgenin kuzey doğusunda etkisini sürdürmesini beklediklerini bildirdi.
Bölgede gece ölçülen en düşük hava sıcaklıkları ise Kars’ta eksi 6, Ardahan’da eksi 5, Erzurum’da eksi 4, Ağrı’da eksi 3, Erzincan’da 2 ve Iğdır’da da 1 derece olarak kaydedildi.
AA
Buz tutan Kura Nehri kenarında yumurta kırarak durumu protesto eden mahalleli, yetkililerden somut bir adım atılmasını istedi.
Mahalleli adına basın açıklaması yapan Berkant Ezer, kendisinin de bölgede evi bulunduğunu belirterek, “Kura Nehri, benim ve bu mahallelinin korkulu rüyası haline geliyor. Bu korkular bu yıl da başladı. Çünkü bu yıl önceki yıllara oranla kar daha fazla yağdı. Karlar eridikçe özellikle mart ayı itibariyle taşkınlıklar başlayacak.
Dolayısıyla evimiz, ahırımız, eşyamız hep mahvolacak. Bu saydıklarımın hepsi su altında kalacak. Şu ana kadar onlarca dilekçe vermemize rağmen bir sonuç alamadık. 23 hanenin bulunduğu bu bölgede yaşanan su taşkınları nedeniyle çoğumuzun evinin temeli de çürümüş durumda. Allaha emanet yaşıyoruz. Yetkililerden bizi bu bölgeden tahliye etmelerini bekliyoruz. dedi.
Her yıl Kura Nehrinin taşması sonucu evlerinin ve eşyalarının su altında kaldığına vurgulayan mahalleli kadınlar ise ” Her taşkın döneminde ilgililer gelir, sorunlarımızı dinlerler. ‘Çözüm bulunacak’ derler. Ama ne yazık ki bu sorun yıllardır var ve çözüm de yok. Bu yıl da bunu göreceğiz. Eğer su taşkınına çözüm bulunmazsa, hiçbir yetkilinin gelip derdimizi dinlemesini istemiyoruz.” şeklinde konuştular.
Konuşmaların ardından mahalleli, karlar üstüne yumurta atarak dağıldı.
CİHAN