Japonyadaki 8,9 büyüklüğündeki depremi yaşayan Türklerden Selimhan Kılıç, sarsıntı başlayınca kendini camdan dışarı attığını söyledi. Kılıç, Biraz sakinleşince eve girdim. İkinci sarsıntıda da yine camdan atladım dedi.
Japonyada meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki deprem sırasında ülkede bulunan Türklerden İbrahim Selimhan Kılıç, NTVnin canlı yayınına telefonla bağlandı. Kılıç, deprem sırasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
Ben Tokyoya 20 kilometre uzaklıktaki Tayitama eyaletinin Toka şehrinde oturuyorum. İlk sarsıntı sırasında evdeydim. Bayağı bir şiddetliydi. Kendimi camdan dışarı attım. Fakat uzun sürdü, hemen kesilmedi. Biraz sakinleşir gibi olunca tekrar eve girdim. Ama ikinci kez bir sarsıntı oldu, ben yine camdan atladım. Küçük sarsıntılar halen devam ediyor.
Bulunduğumuz yerde bir sıkıntı yok, sadece gaz kesildi. Japonya birçok yerinde arkadaşlarım var. Onlarla internette görüştüm. Japonyada yaklaşık 4-5 bin Türk yaşıyor, hiç birinde yaralanma, ölüm veya herhangi bir sıkıntı yoktur. En fazla yıkım Miyagi tarafında oldu. Orada ölü sayısı 60 diye veriliyor.
*************************************************************
‘Çocuklar deprem çantasıyla bahçeye koştu’
Japonya’daki depremi yaşayan Ayham Kalkan da o anı NTV’ye anlattı.
Japonya’nın kuzeydoğusunu vuran şiddetli deprem, başta başkent Tokyo olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde hissedildi.
Tokyo’da yaşayan Türk vatandaşlarından Ayhan Kalkan yaşadığı paniği NTV’ye anlattı. Kalkan’ın açıklamalarını izleyin.
**************************************************************
‘Evim yıkıldı akşam sende kalabilir miyim?’
ALİ ABADAY’ın haberi
Japonya’da 7 yıldır yaşayan bankacı ve film yapımcısı Engin Yenidünya deprem anında yaşadıklarını ve sonrasını ntvmsnbc’ye anlattı.
Deprem anında Tokyo’da çalıştığı şirketin 17. katında olduğunu söyleyen Yenidünya, “Masanın etrafından fazla uzaklaşmıyoruz. Şirket içi anonslar da bu yönde. Ayrıca asansörler de çalışmıyor.
Şu an etrafta fazla panik yok onun yerine insanlar, evleri uzakta olanlar geceyi ofiste geçirme planı yapıyor. Trenler çalışmadığı için evi uzak olanların çoğu bunu yapacak. Trenlerin bu gece de çalışmayacağı söyleniyor” dedi.
Yenidünya, ayrıca şirket içinde yapılan başka bir anons ile de akşam eve gidemeyeceklere şirkette yemek verileceğinin söylendiğini belirtti.
1999 depreminde İstanbul’da olduğunu kaydeden Yenidünya, iki deprem arasındaki farkları şöyle anlattı; “Burada 3 yıldır deprem olmuyordu ve ayrıca daha öncede 1999 depreminde İstanbul’da bir binanın 9. katındaydım. Ancak camdan bakınca koca koca şirket binalarının sallandığını görmek beni ürküttü. Bu deprem hakikaten çok farklıydı.”
Japonya’daki dostlarıyla konuştuğunu ve insanların şu an çoğu alışveriş merkezine giderek yiyecek stoğu yaptığı haberini aldığını belirten Engin Yenidünya, “Depremin merkezi Japonya’nın kuzeyinde pek de merkezi olmayan bir yerde olduğundan panik fazla olmadı” yorumunu yaptı.
Yenidünya bir arkadaşının kendisine mesaj gönderdiğini ve, “Benim evim yıkıldı, akşam sende kalabilir miyim?” şeklinde sorduğunu söyledi.
NTV
İHH İnsani Yardım Vakfı 4 kişiden oluşan ekibini Japonyaya gönderdi. Ekipler deprem bölgelerine giderek acil yardım çalışmalarına başlayacaklar.
Japonya’da 8.9 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Deprem insanlık tarihinin en büyük beşinci depremi olarak tarihe geçti. Depremden sonra 55 ülkede alarm verildi. Japonyada ise bilânçonun her geçen saat ağırlaşmasından endişe ediliyor.
Depremden sonra Türkiyedeki yardım kuruluşları da harekete geçti. İHH İnsani Yardım Vakfı, 4 kişiden oluşan ekibini Japonyaya gönderdi. Ekipler deprem bölgelerine giderek acil yardım çalışmalarına başlayacaklar.
İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkan Vekili Yaşar Kutluay, Japonya halkı için acil yardım çalışması başlattıklarını, isteyen hayırseverlerin bağış yapabileceğini belirtti.
Haber 7
Çorum Vali Yardımcısı Sait Topoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Alaca-Yozgat karayolu yanında, yapımı devam eden Koçhisar Barajı’ndaki dipsavak çalışmalarında, aşırı yağış nedeniyle beklenenden dört kat daha fazla baraja su gelmesi nedeniyle su seviyesinin yükselmesinin araç geçişlerini ve trafiği olumsuz yönde etkilediğini belirtti.
Çorum-Alaca-Yozgat karayolunun geçici olarak bugün öğleden sonra geçici olarak ulaşıma kapatılacağını ifade eden Topoğlu, ulaşımın Çorum-Sungurlu yol ayrımı Boğazkale-Yozgat il yolundan sağlanacağını kaydetti.
Topoğlu, karayolları Samsun Bölge Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğünün gerekli tüm çalışmaları başlattığı, köy yolları için de il özel idaresi genel sekreterliği ve Alaca Kaymakamlığınca önceden belirlenen güzergahlar kullanılacağını bildirdi.
Topoğlu,, karayolları ve DSİ’ye ait tüm iş makinelerinin trafiğe kapatılan bölgede çalışmalarını aralıksız şekilde sürdürdüğü, çalışmaların bitirilmesi halinde muhtemelen yolun gelecek hafta tekrar trafiğe açılmasının beklendiğini kaydetti.
AA
Japonya’da 8.9 büyüklüğündeki meydana gelen ve uzmanlar tarafından insanlık tarihinin en büyük beşinci depremi olduğu belirtirken, 3 ay içinde 2 büyük deprem yaşayan Düzcelileri de tedirgin etti.
Haberi duyan vatandaşlar ekran başına kilitlenerek dakika dakika gelişmeleri takip ediyorlar. Pamuk ailesi de bunlardan bir tanesi. Ekran başında gelişmeleri izleyen Mehmet Pamuk, “Orada olmak istemezdim. Depremi bizde burada yaşadık. Allah kolaylık versin. Türkiye’de böyle bir deprem olsa taş taş üstünde kalmazdı. Depremi izliyorum yıkılan bina yok, enkaz altında kalan insan yok” dedi. Eşi Ayhan Pamuk ise “Burada böyle bir deprem olsa batardık. İzlerken elim ayağım titriyor ve endişe duyuyorum” diyerek depremi unutmadığını söyledi.
SAKARYA’DA VATANDAŞLAR DEPREM GÖRÜNTÜLERİNİ KAHVEHANEDE İZLERKEN O GÜNLERİ YENİDEN HATIRLADILAR
17 Ağustos Depreminin yaşandığı Sakarya’da vatandaşlar deprem görüntülerini kahvehanede izlerken, o günleri yeniden yaşadılar.
Japonya’da meydana gelen 8.9′luk deprem ve ardından meydana gelen Tsunaminin ardından Sakarya’da vatandaşlar deprem görüntülerini kahvehanelerde izledi. 17 Ağustos Marmara Depreminin yaşandığı büyük yıkımların olduğu Şeker mahallesinde depremi kahvehanede izleyen vatandaşlardan Erdoğan Manav o günleri yeniden adeta yaşadı. Manav, acı dolu günleri anlatırken ” Biz depremden 17 saat sonra annemi yaralı olarak güçlükle kurtardık. Çok zor günlerdi. O acıları yeniden yaşadık. Onların yaşadığı daha büyük felaket olsa gerek. İzlediğimiz kadarıyla tablo çok vahim” dedi.
Recep Cebeci ise yaşadıkları Şeker mahallesinde evlerin tamamına yakının yıkıldığını çok sevdikleri komşularını kaybettiklerini anlattı.
Nuri Yazıcı da Marmara depreminde büyük acılar yaşadıklarını, o günleri Japonya’da meydana gelen depremle birlikte yeniden hatırladıklarını söyledi.
Şeker Mahallesi Muhtarı Adem Kuvel ise “Bizim mahalle çok büyüktü. Depremde çok evimiz yıkıldı. Çok can verdik. Japonya’da yaşanan depremin andından o günleri yeniden hatırladık” dedi.
Depremi İstanbul’da yaşayan ve ağabeyi Oğuzhan’ı depremde kaybeden Ayça Çiçek Ayar ise deprem görüntülerini internetten izlerken o günleri yeniden yaşadı. Ayar, “Ben İstanbul’a gitmiştim. Adapazarı’nda ailemin kaldığı ev yıkıldı. Ağabeyim Oğuzhan enkaz altında kalarak hayatını kaybetti. Ben tesadüf eseri orada değildim. Japonya’da yaşanan deprem de çok büyük. O günleri yeniden hatırladım” diye konuştu.
İSTANBUL’DAKİ JAPON TURİSTLER TEDİRGİN
İstanbul’daki Japon turistler, ülkelerinde meydana gelen 8.8 şiddetindeki depremin tedirginliğini yaşıyor.
Japonya’da sabah saatlerinde meydana gelen depremi televizyonlardan öğrenen Japon turistler, gelişmeleri endişe içinde takip ettiklerini belirtti. Sultanahmet Meydanı’nda İHA muhabirinin sorularını yanıtlayan Hirokki Fujiyoşi, ailesinin depremin yaşandığı bölgeden uzakta olduğunu söyledi. Nobumiç Kanamoni, deprem haberini alır almaz ailesiyle irtibata geçtiğini ifade ederek, “İyi olduklarını öğrendim. Japonya’da olanlar için çok üzgünüm” dedi.
Deprem haberini televizyondan öğrendiğini ifade eden Maiko Haşimato de, ailesinin deprem bölgesinden uzakta yaşadığını fakat henüz ailesine ulaşamadığını söyledi. Masaka İnovie ise, “Babama e-mail attım o da bana geri dönmüş. Bu şekilde iyi olduklarını öğrendim. Telefon kullanamıyorum çünkü hatlar çok yoğun. Ben güvendeyim ama benim ülkem ve arkadaşlarım zor durumdalar. Kalbim onlarla. Bu yüzden bugün Japonya’ya geri döneceğim” diye konuştu.
İHA
Türkiye İstatistik Kurulu (TÜİK) bu yılın Ocak ayı Hava Kalitesi İstatistiklerini açıkladı. 2011 yılı Ocak ayında kükürtdioksit (SO2) ortalamalarının en yüksek bulunduğu il 352 ile Şırnak oldu. Şırnakı 289 ile Hakkari, 279 ile Tekirdağ, 132 ile Muğla, 115 ile Bitlis, 113 ile Aydın takip etti. SO2nin en az görüldüğü il ise 89 ile Mardin oldu.
Aynı dönemde partiküler madde (PM10)(1) ortalamalarının en yüksek bulunduğu il ve ilçe merkezleri ise Iğdır, Isparta Osmaniye, Aydın ve Düzce olarak belirlendi. sırasıyla bu illerdeki partiküler madde oranı 226, 171, 170, 167, 162 oldu.
-KÜKÜRTDİOKSİT VE PARTİKÜLER MADDE ORTALAMALARINDA SINIR DEĞER VE UYARI EŞİĞİ AŞILDI-
2011 yılı Ocak ayında il ve ilçe merkezlerinde ölçüm yapılan istasyonlardan elde edilen SO2 ortalamaları incelendiğinde, Kısa Vadeli Sınır (KVS) Değeri ve İlk Seviye Uyarı Eşiği Hakkari, Tekirdağ ve Şırnakta aşıldığı belirlendi. Aynı dönemde PM10 ortalamaları incelendiğinde, KVS Değeri ve İlk Seviye Uyarı Eşiği birçok il ve ilçe merkezinde aşılmış olup, KVS Değerinin aşıldığı gün sayısı 10 ve daha fazla olan il ve ilçe merkezleri Aydın, Balıkesir, Manisa, Batman, Iğdır, Osmaniye ve Düzce olduğu tespit edildi. İlk Seviye Uyarı Eşiğinin aşıldığı gün sayısı 10 ve daha fazla olan il merkezi ise Iğdır oldu.
ANKA
Buralarda tüm geçişlerin Otomatik Geçiş Sistemi (OGS) ve Kartlı Geçiş Sistemi (KGS) ile yapılacağı kaydedilen açıklamada, OGS ve KGS abonesi olmayan otoyol kullanıcılarının gişelerde yaşanması muhtemel sıkışıklıkta mağdur olmamaları için ilgili bankalara müracaat ederek OGS ve KGS abonesi olmaları istendi.
Açıklamada, OGS abone hizmetlerinin Ziraat Bankası, İş Bankası, Vakıfbank ve Garanti Bankası şubelerince; KGS abone hizmetlerinin de bu bankalara ek olarak Halkbankası ve Asya Katılım Bankası tarafından verildiği hatırlatıldı.
OGS veya KGS abonesi olmadan kaçak geçişle otoyolu kullanan sürücülerin, kullandıkları otoyolun en uzak mesafe ücreti ile birlikte 10 katı ceza ödemek zorunda kalacaklarına dikkat çekilen açıklamada, ”Ancak, kaçak geçiş yapılan tarihten itibaren 10 gün içinde OGS veya KGS abonesi olmaları halinde bu cezaları iptal edilerek, geçiş ücretleri hesaplarından otomatik olarak tahsil edilecektir” denildi.
Karayolları Genel Müdürlüğünce, TCK-KGS kart satış ve dolum işlemlerinin, Adana Doğu-Şanlıurfa arasındaki ücret toplama istasyonlarında, trafiği yoğun bağlantı yollarındaki gişe alanlarında gerçekleştirileceğine işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
”Nakit KGS’li kartlarda nakdin bitmesi nedeniyle sürücülerin mağdur olmaması için kredi kartıyla irtibatlı OGS abonesi veya kredili KGS abonesi olmalarında yarar görülmektedir. Sürücüler, OGS ve KGS geçiş sistemleriyle ilgili bilgi almak için Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 0212 444 11 17 nolu çağrı merkezini arayabilirler.”
Daha önce de:
İstanbul-Ankara Otoyolu,
Kemerhisar-Pozantı ve Pozantı-Tarsus-Mersin Otoyolu,
İstanbul-Edirne,
İzmir-Aydın ve İzmir Çeşme arasındaki Ücret Toplama İstasyonlarında Otoyol Nakit Ödemeli Sistem kaldırılarak tüm geçişler OGS (Otomatik Geçiş Sistemi) ve KGS (Kartlı Geçiş Sistemi) ile yapılmaya başlanmıştı.
AA
NATO genel sekreteri Anders Fogh Rasmussen, herhangi bir askeri müdahalenin net bir yasal zemini olması gerekeceğini söyledi. Rasmussen, askeri bir müdahale için bölgesel desteğin şart olduğunu da ekledi.
NATO güçlerinin Libya’ya uygulanan silah ambargosunun uygulanmasını takip edeceğini söyleyen Rasmussen, uçuşa yasak bölge yaptırımının daha iyi planlanması gerektiğini vurguladı.
Fransa ise Libya muhalefetinin ulusal konseyini resmi olarak tanıyan ilk ülke oldu, Avrupa Birliği de Libya’ya uygulanan ekonomik ambargoyu sıkılaştırdı.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da bölgeye önümüzdeki hafta yapacağı ziyarette Libyalı muhalif liderlerle görüşeceğini açıkladı.
İHA
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık katıldı.
Duruşmada, başka suçtan tutuklu Semih Tufan Gülaltay da hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Ergün Poyraz ve Sevgi Erenerol ise duruşmaya gelmedi.
Duruşma, sanıkların taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.
Tutuklu sanıklardan Mehmet Zekeriya Öztürk, mahkemeye verdiği dilekçesinde, 28 Şubat 2011 tarihinde 1 No’lu cezaevindeki F-1 koğuşuna nakledildiğini, bu koğuştaki boya, çimento gibi atıkların temizliğini kendisinin yaptığını, ancak bu koğuştan da başka bir koğuşa nakledileceğinin bildirildiğini kaydetti.
Tutuklu olarak yargılandığını, bu durumun hayatının son 39 aylık dönemini ceza ve eziyet haline dönüştürdüğünü ifade eden Öztürk, koğuşunun değiştirilmesinin fiziki eziyetin yanı sıra psikolojik eziyet haline geldiğini öne sürdü.
Geçen yıl Haziran ayında kaybettiği annesine son görevini yerine getiremediğini dile getiren Öztürk, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:
”Artık yeter noktasındayım. Acaba her türlü onarım ve temizliğini yaptığım koğuş benden sonra hangi ayrıcalıklı tutukluya verilecektir. Onur ve şerefim için artık her türlü fiziksel karşı koymayı, birey hakkım olan hayatıma son vermeyi hiç tereddütsüz uygulayabilirim. Bunun başlangıç noktasında açlık grevi gibi pasif uygulama değil, doğrudan ölümü gören bir oruç ve son aşamada hayatıma son verme eylemidir. Beni mahkemenizde yargılayın, başka yerlerin intikam alınacak öznesi haline gelmemize müsaade etmeyin.”
Öztürk, dilekçesinin ilgili savcılığa ve Adalet Bakanlığına da gönderilmesini istedi.
-9 GÜNLÜK SÜREÇTEKİ İHMAL İDDİASI-
Tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol’un avukatı Vural Ergül de mahkemeye verdiği dilekçesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğünden gönderilen 10 klasör üzerinde inceleme yaptığını belirterek, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Sağ Büro Amirliğinin Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması eylemlerinin ardından Danıştay suikastine kadar uzanan tam 9 günlük süreçte ihmali olduğunu savundu.
Sağ Büro Amirliğinin gazeteye atılan 5 ve 10 Mayıs 2006 tarihindeki bombalama eylemine ilişkin MOBESE kaydı istemediğini, civardaki iş yerlerinden kamera kaydı aramadığını, olay mahallinde bulunan telefonları, sinyal tarama suretiyle tespite çalışmadığını ileri süren Ergül, olay mahallinde olanların 3 bombalama eylemine rağmen, ancak 19 Mayıs günü yani Danıştay cinayetinden 2 gün sonra belirlendiğini ifade etti.
Üçüncü bombalama olayından 5 gün sonra robot resim çizdirildiğini kaydeden Ergül, mahkemeden ilgili emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Ergül, mahkemenin bu konuda bir karar vermemesi durumunda ise cevap verilmesini istediği sorularını şöyle sıraladı:
”3 ayrı bombalama eylemine rağmen niçin derhal suç mahallinde sinyal veren telefonlardan abone kimlik bilgileri tespiti yöntemi ile olay mahallinde bulunanları tespit etmek amacıyla teknik istihbarat çalışması yapılmamıştır? Suç mahallinden kaçış istikametine ilişkin MOBESE kayıtları istenirken niçin olası geliş istikametine ilişkin olarak Büyükdere Caddesi üzerindeki MOBESE kayıtları istenilmemiştir? Olay mahalli civarında temin edilmeye çalışıldığı söylenilen iş yeri kamera kayıtlarının bulunmadığına ilişkin tanzim edilen bilgi notunun dayandığı kamera kayıtları istenilen iş yerleri hangileridir? Bu iş yerlerinden hangi tarihte kamera kayıtları istenilmiştir? İlgili tutanak yahut tanzim edilen evrak nerededir? 11 Mayıs 2006 tarihinde gerçekleştirilen bombalama eylemine ilişkin olarak görgü şahitlerinden niçin derhal robot resim çizilmesi için yardım istenilmeyerek, Danıştay suikastinin bir gün öncesine değin tam 5 gün beklenilmiştir?”
AA
Yargıtayın gündemine taşınan davada olay şöyle gelişti:
İktisat mezunu olan N., 10 yıl çalıştıktan sonra eşinin isteği üzerine görevinden istifa etti. Mutlu giden evlilikte 2-3 yıl sonra N., eşinden şiddet görmeye başladı. Yaşanan sorunlar nedeniyle koca evi terk ederek, eşi N.nin ve çocuğunun hiçbir ihtiyacını karşılamadı. Maddi sıkıntı içine giren N. ise eşinin maddi durumunun yerinde olduğunun belirterek, kendisinin ve çocuğunun ihtiyaçlarının karşılanması için nafaka davası açtı. Talebi değerlendiren İstanbul 2nci Aile Mahkemesi, hem N. için hem de çocuğu için toplam bin lira nafaka belirledi.
Karara itiraz edilmesi üzerine dosya Yargıtayın gündemine geldi. Yüksek Mahkeme, İstanbul 2inci Aile Mahkemesinin kararını yerinde görerek onadı.
-MADDİ MANEVİ TAZMİNAT 80 BİN-
Nafakanın kesinleşmesinin ardından N., eşinin ayrı evde yaşamaya devam etmesi üzerine boşanma davası açtı. N., dava dilekçesinde, eşinin annesiyle yaşadığını, sürekli şiddet gördüğünü ve evdeki gazlı termosifonun hayati tehlike arz ettiğini, bunun değiştirilmesini istemesi üzerine eşinin kızarak evi terk ettiğini belirtti. Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan N.nin isteklerine davalı eş M. ise. N.nin evin ve kendisinin ihtiyaçlarını karşıladığını savundu. Tarafları dinleyen İstanbul 2. Aile Mahkemesi evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olaylarda davalının kusurunun davacı N.ye göre daha üstün olduğuna karar verdi. Davalının davranışlarının davacı N.nin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğine dikkat çeken yerel mahkeme kararında, davalının tanıklarının beyanlarının somut olaylara dayanmadığına dikkat çekildi. Evlilik birliğinin davalının davacının işyerinde çalışmayı istemesini kabul etmemesinden kaynaklandığına dikkat çekilen kararda, çiftin boşanmasına karar verildi. Çocuğun velayetinin annesine verilmesine karar veren İstanbul 2. Aile Mahkemesi, M.nin N.ye, 750, çocuğa 750 olmak üzere toplam bin 500 nafaka verilmesine karar verdi. N.nin tazminat talebini de değerlendiren yerel mahkeme, 50 bin TL maddi 30 bin TLde manevi olmak üzere 80 bin TLnin N.ye verilmesine hükmetti.
-YARGITAY EŞİT KUSUR GÖRDÜ-
M. tazminata itiraz edince dosya Yargıtayın gündemine taşındı. Davayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerel mahkemenin kararını kısmen bozarak, N.ye verilen tazminatı haksız buldu. Kararda, M. ve N. arasında geçen olumsuz olaylara rağmen evlilik birliğinin devam ettirildiğine dikkat çekilerek, davacı kadının kocasının evi terk etmesi üzerine kapı kilidini değiştirerek kocasını eve almasını eşit kusur saydı. Kararda, Eşit kusurlu eş yararına Türk Medeni Kanununu gereğince tazminata hükmedilemeyeceği nazara alınmadan davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir denildi
ANKA
Ekşi, milletvekili seçimlerine İstanbul’dan katılacağını ve bu amaçla “aday” olmak için CHP’ye başvuracağını açıkladı.
Oktay Ekşi, 28 Ekim 2010 tarihli yazısında bugünkü siyasi iktidarın “zihniyetini” ağır şekilde eleştiren sözleri üzerine doğan krizin, çalıştığı medya grubuna zarar vermesini önlemek için 36 yıldır Başyazarı olduğu Hürriyet gazetesinden istifa etmiş, siyasete atılmaya karar verip CHP’ye üye olunca da Basın Konseyi Başkanlığı görevinden ayrılmıştı.
İHA