AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, 1 Ocakta yürürlüğe giren CMK’daki düzenlemenin 2004 yılında yasalaştığını belirterek, ”Yargıtaya ve mahkemelere süre verdik, dosyaları tasfiye etmelerinin imkanını hazırladık ama maalesef yargının hantal işleyişi nedeniyle bu dosyalar tasfiye edilemedi” dedi.
Hizbullah dosyasıyla ilgili 2000 yılında tutuklananlar hakkındaki mahkemenin aradan geçen süreye rağmen sonlandırılmadığını, bu nedenle tahliye edildiklerine dikkati çeken Bozdağ, ”Yargıtay istediği zaman o kadar hızlı çalışıyor ki… Örneğin Erzincan Cumhuriyet Eski Başsavcısı Sayın İlhan Cihaner’le ilgili bir dosya söz konusu olduğu zaman, hem de fotokopi üzerinden dosya görüşüldü” dedi.
Bozdağ, AK Parti Trabzon İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 2011 yılının çok önemli bir seçim yılı olduğunu, Türkiye’nin gelecek 4 yılının, 2023 yılının da belirleyicisi olduğunu söyledi.
Seçmenlerin her partiye bugüne kadar imkan verdiğini belirten Bozdağ, ”Bugüne kadar kimin ne yaptığını gördünüz. Şimdi Kılıçdaroğlu konuşuyor, hani atmak serbest ya… Ama o kadar desteksiz atış yapıyor ki ‘biz gelirsek ne yapacağız?’ bin türlü şey söylüyor, benim aklım, hafsalam almıyor” diye konuştu.
Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yoksul vatandaşlara İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu dönemde ayda 600 lira maaş vereceğini vadettiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
”Şimdi yine vaat ediyor ‘ben gelirsem bunu vereceğim’. Sayın Kılıçdaroğlu, o dönem belediye başkan adayıydı veremedi, şimdi Genel Başkan oldu. İzmir, Mersin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı CHP’de mi, CHP’de. Burada yaşayan yoksul vatandaşlara ayda 600 lira maaş vermesine engel ne var? Hiçbir engel yok. Dün belediye başkan adayı olduğunda iktidar değildin, şimdi de değilsin. Dün yetkin yoktu, talimat veremezdin, şimdi talimat verebilirsin. Buyur talimatını ver. Millet vaatlerine inansın, seçime kadar uygula. İzmir’de, Mersin’de ve Antalya’da bütün fakir vatandaşlara vaadini yerine getir. Yetki sende, mühür sende. Elini tutan var mı?”
-”İFTİRALAR ARTACAKTIR”-
Bekir Bozdağ, seçim sürecinde birilerinin ”yalandan, bol keseden” vaatlerde bulunabileceğini kaydederek, ”Seçim yaklaşırken geçmişi bir hatırlamak lazım. Kim ne dedi, ne yaptı? Neler söyledi, iktidar yetkisini verdiğinizde neler yaptı? Seçime yaklaşırken bundan sonra karşılaşacağınız şeyler iftiralardır. Bundan sonra bu iftiralar artacaktır” dedi.
Yolsuzlukla mücadele eden Cumhuriyet tarihinin en önemli hükümetlerinden biri olduklarını belirten Bozdağ, şunları söyledi:
”Bizden önce yolsuzluk iddiası olan bakanlarla ilgili ne olurdu Meclis’te; al gülüm, ver gülüm olurdu. Geçmişte yolsuzluk yapanlar ve siyasal iktidarı yolsuzluğun merkezi olarak görenler, şöyle bakıyorlar ‘biz iktidar olduk ve bunları yaptık, AK Parti iktidar bunlar da yapıyordur’ düşüncesiyle sürekli ithamda bulunuyorlar. Ama bir konuda yanılıyorlar. O da şu, bu kadrolar milletin hakkını, hukukunu bir emanet görüp, hesabı millete ve Allah’a vereceği bilinci ve inancıyla, her kuruşu harcarken bile özenle hareket eden kadrolardır.”
-”HİÇBİR BAKAN HAKKINDA SAVCILIKLARDA YOLSUZLUK ŞİKAYETİ YOK”-
Kılıçdaroğlu’nun, her defasında eline bir takım dosyalar alarak ortaya çıktığını ifade eden Bozdağ, şöyle devam etti:
”Falan yerde şu, filan yerde bu ama bunların hepsi iftiralar. Bir tane aslı olan bir şey olsa ona bizim bir şey deme imkanımız elbette olmaz. Ben Sayın Kılıçdaroğlu’na soruyorum, haklarında mahkemeler tarafından hapis kararları verilmiş belediye başkanlarınız hakkında ne yaptınız? CHP Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gürsel Tekin, evrakta sahtecilik yapmak ve görevi kötüye kullanmak iddiasıyla hapis cezası aldı. Dosyalar yargıtayda, siz ne yaptınız. Genel başkan yardımcısı yaparak ödül verdiniz.”
Bozdağ, ”Türkiye’deki iftira üretim merkezlerinin iftiraları yetmeyince, Wikileaks kaynaklı, Amerikan kaynaklı iftira üretim merkezlerinin ürettiği iftiralara da sarılıyorlar” ifadesini kullanarak, şunları söyledi:
”Bizim alnımız ak, yaptıklarımız ak, yolumuz ak. Yanlış yapanlara, bu tür işlere karışanlara da hesabını sorduk. Geçmiş yıllarda bizim Ağrı milletvekilimiz böyle bir iddiayla karşı karşıya kalmıştı, milletvekilliğinden istifa etti ve gitti yargıda hesabını verdi. Belediye başkanı veya başka birisi olduğu zaman partiyle ilişkisini kesme noktasında asla tereddüt etmedik. Kim yanlış yapıyorsa faturasını milletimiz adına biz ödedik, sorduk ve ödettirdik. Bundan sonra da yanlış yapanlara hesabını sormak, millet adına bizim boynumuzun borcudur. 25 bakanımız var, hiç birisiyle ilgili savcılıklarda, şurada burada yolsuzluk isnadıyla yapılmış şikayet yok. Seçime dönük milleti kandırmak için gökteki yıldızları dahi vaat edecekler. Allah vermesin imkan olursa yüzde 100 zıttını yapacaklar. Herkese, her şeyi vaat ediyorlar.”
-”ORTADA BİR AF YOK”-
Bozdağ, mahkemelerde tahliyeler yaşandığını ve bununla ilgili AK Parti’nin suçlandığını anımsatarak, ”Ne diyorlar ‘AK Parti katilleri, tecavüzcüleri, terör örgütü mensuplarını serbest bıraktı. AK Parti af yaptı’, doğru mu bunlar? Doğru değil, hepsi yalan ve iftira. Ortada bir af yok” diye konuştu.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2004 yılında çıktığını ve tutukluluk süresini sınırlayan hükümler içerdiğini kaydeden Bozdağ, şöyle devam etti:
”Ama geçmişte Türkiye’de tutukluluk süresi sınırsız olduğu için mahkemelere ve Yargıtaya geçiş süresi verildi. Dendi ki ‘siz elinizdeki dosyaları bu süre içinde tasfiye edin, karara bağlayın’. Ne zamana kadar, 1 Nisan 2008′e kadar. 2008′de bitmemiş, 31 Aralık 2010 yılına kadar da tekrar başka bir süre verilmiş. Tam 6 yıl süre verilmiş. Bu sürede tasfiye etmeyen mi suçlu olur, yoksa süre veren mi, bakmak lazım. Bu kanun dün çıkmış, ertesi gün yürürlüğe girmiş, kimse tedbir alıp kanunun uygulaması için elindeki dosyaları tasfiye etme fırsatı bulamamış gibi bir hava veriliyor. Biz bu noktada üzerimize düşeni yaptık. Yargıtaya ve mahkemelere süre verdik, dosyaları tasfiye etmelerinin imkanını hazırladık ama maalesef yargının hantal işleyişi nedeniyle bu dosyalar tasfiye edilemedi.”
-”BİZ YARGININ HIZLANMASI İÇİN ÇOK ŞEY YAPTIK”-
Bozdağ, çok tartışılan Hizbullah dosyalarıyla ilgili konuya bakıldığında, sanıkların 2000 yılında tutuklandıklarını, 2011′de tahliye edildiklerine dikkati çekerek, ”Şimdi yaklaşık 11 yıla tekabül ediyor. Bu dosya kaç defa Yargıtaya geldi, bilmiyoruz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ne kadar bekledi, onu da bilmiyoruz. Hadi onların hepsini yok sayalım. İlgili ceza dairesine ekim ayında geldiği söyleniyor. Peki bunların tahliyesi ocak itibariyle mümkün hale geliyor. O zaman ekim ayında dosya geldiyse kasımda bu dosyayı görüşmeye mani bir hal var mı, yok; aralıkta görüşmeye mani var mı, yok. Ama bakıyorsunuz duruşma tarihinin 2011′e verildiğini görüyoruz” dedi.
”Onun için ben soruyorum, varsa orada bir takım bir şeyler, kamuoyunun bilmeye hakkı var” diyen Bekir Bozdağ, şunları kaydetti:
”Dosyalar Yargıtaya geliş tarihine göre gündeme alınıp karara bağlanmış olsa, o zaman diyeceğim ki ‘dosya geliş sırasına göre gidiyor, buna sıra gelmedi’. Ama bu dosyalara bakıyorsunuz 11 yıl. Bir ülke düşünün ki 1996 yılında suç işlediği iddiasıyla soruşturduğu ve tutuklanmasına karar verdiği bir kişiyle ilgili 14 yıldır yargılama yapıyor ama buna ‘sen suçlusun veya suçsuzsun’ diyemiyor, hapiste yatırmaya devam ediyor. Böyle bir ülke, hukuk devleti olabilir mi? Şu anda böyle bir fotoğrafla karşı karşıyayız. O zaman ben sormak isterim, neden bitmedi bu davalar, engeli neydi? Bunların da kamuoyuyla paylaşılması lazım.
Ama Yargıtay istediği zaman o kadar hızlı çalışıyor ki… Örneğin Erzincan Cumhuriyet eski Başsavcısı Sayın İlhan Cihaner’le ilgili bir dosya söz konusu olduğu zaman, hem de fotokopi üzerinden dosya görüşüldü. Jet hızıyla karara bağlandı mı, bağlandı. Öte yandan Silivri’de devam eden davalarla ilgili onlara bakan hakimlerle ilgili Mehmet Haberal’ın açtığı tazminat davaları Yargıtayda jet hızıyla sonuçlandırıldı mı, sonuçlandı. Yargıtayın hızlı olması için aleyhinde dava açılan kişinin Tayyip Erdoğan mı olması lazım veya dava açanın Mehmet Haberal mı olması lazım, sanığın İlhan Cihaner gibi birisi mi olması lazım? Vatandaş Ahmet’in, vatandaş Ayşe’nin suçu ne? Onların dosyaları için aynı duyarlılık, hassasiyet neden gösterilmez. Biz yargının hızlanması için çok şey yaptık. Yargıtayın yükünü azalttık.”
AA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yargıdaki iş yükünün sebebinin siyasete yıkılmaya çalışılmasını eleştirerek, “Biz dosyaları incelemiyoruz. Bunu siyasete yıkamazsınız.” dedi.
Başbakan Erdoğan, Kuveyt Başbakanı Şeyh Nasser Al-Mohammed Al-Ahmad Al-Sabah’ın daveti üzerine Kuveyt’e hareketi öncesi Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.
Kuveyt’te yapacağı çalışmalar hakkında bilgi veren Erdoğan, burada kendisine verilecek ödül için tören düzenleneceğini belirtti. Daha sonra Katar’a gideceğini dile getiren Erdoğan, Katar Emiri ile bir araya geleceğini ifade etti. Türkiye-Katar İş Forumu’na katılacağını anlatan Erdoğan, Türkiye-Katar arasında arşivler arası işbirliği protokolünün imzalanacağını kaydetti.
Tarihi kültürel bağlarımız olan Kuveyt ve Katar ile olan ilişkilerin son dönemde mükemmel seyrettiğini vurgulayan Erdoğan, halkların yararı, ortak çıkarlarımız kapsamında ilişkiler için çaba sarf edildiğini kaydetti.
İkili ilişkilerin mevcut durumunun gözden geçirileceğini ve ilerletilmesi için çalışılacağını dile getiren Başbakan Erdoğan, gezisinin Türkiye-Kuveyt-Katar ilişkilerinin daha ileri taşınması ve bölgesel barışa katkı sağlaması temennisinde bulundu.
“YARGIDAKİ AĞIR İŞ YÜKÜNÜ NASIL SİYASETE YIKARIM ÇABASI VAR”
Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da cevaplayan Başbakan Erdoğan, tutukluluk süreleri ve tahliyelere ilişkin yapılan tartışmalara yönelik soruya, bu konularla ilgili gerek Adalet Bakanı, gerek Başbakan Yardımcısı’nın geniş açıklamalar yaptığını hatırlattı.
İlk defa açıklamalar yapılmadığının altını çizen Erdoğan, istinaf mahkemeleri konusunda kanaat ve fikirlerinin belli olduğunu söyledi. “Niçin gecikme olduğunun nedeninin belli olduğunun ve çözüm konusunda şuan sona doğru yaklaşıldığını” anlatan Erdoğan, fiziki şartların bittiğini, atama safhasının da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile birlikte gerçekleşeceğini belirtti.
“DEMEK Kİ BAŞKA İŞLERLE MEŞGUL OLUYORLAR”
Diğer hususlarda ise şu anda arkadaşlarının gerekli açıklamaları yaptığını dile getiren Başbakan Erdoğan, “İnanıyorum ki yargının şu anda üzerinde toparlanan ağır iş yükünün nasıl siyasete yıkarım çabası var. Bu da şık olmuyor. Bunun siyaset mekanizmasıyla bir alakası yoktur. Yargıya düşenleri, biz dosyaları incelemiyoruz. Mahir ve zaman iyi değerlendirilmeli. Bunu siyasete yıkamazsınız. Yargıya müdahale etmeme gibi Anayasa ve yasalarda olan, engellemeler getiren yasal engeller var. Siyaset ve siyasetçiyi yargılayamazsınız. Öyle daire başkanları var ki ‘ben bitirdim’ diyor. Ama bazıları bitiremiyor. Demek ki onlar başka işlerle meşgul oluyorlar.” diye konuştu.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sağlık alanında geçmişte yaşanan çileleri hatırlayan herkesin, bugün yapılan çalışmaları takdir ettiğini belirterek, ”Milletimiz, yapılanları anlayan, vefa duyan ve onu her zaman destekleyen bir anlayışa sahip; bundan dolayı mutluyuz” dedi.
Kepez ilçesinde özel bir hastanenin temel atma törenine katılan Arınç, özel girişimin güzel bir tıp merkezini Kepez’e kazandıracağını söyledi. Kepez’in 500 bine yaklaşan nüfusu ile Antalya’nın önemli ilçelerinden birisi haline geldiğini anlatan Arınç, ilçenin Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün, halkın daha mutlu, daha sağlıklı yaşaması için gayret ettiğini söyledi.
Hakan Tütüncü’yü Ankara’daki çalışmalarından tanıdıklarını belirten Arınç, ”Hakan Bey’in Kepez’e belediye başkanı olarak seçilmesi şüphesiz siz kardeşlerimin takdirleriyle oldu. İsabetli bir tercih yaptınız. Her gün Kepez için çalışıyor, Kepez’de yaşayan insanımıza daha mutlu bir hayatı gerçekleştirmek için gayret ediyor” dedi.
Eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in de üzerinden geçilen her yolun, kavşağın, Antalya’ya güzellik katan her çalışmanın içinde olduğunu ve başarılı belediye hizmetleri verdiğini ifade eden Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da defalarca Antalya’ya gelerek bu çalışmaların kente kazandırdıklarını yerinde gördüğünü kaydetti.
Arınç, ”Şüphesiz Antalyalıların her kararına saygı duyuyoruz, demokrasinin gereği de budur. Ancak Hakan Bey’in Kepez’de belediye başkanı olması, kendisinden önceki başkanlarımızın da hizmet yarışında nasıl daha ileride olabileceğini göstermesi bakımından önemlidir” dedi.
-SAĞLIK ÇALIŞMALARI-
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, 8 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde çok güzel gelişmeler olduğunu ancak bunların başında sağlık yatırımlarının geldiğini söyledi. Her ay 4 anketin sonuçlarını takip ettiklerini dile getiren Arınç, sorulardan birinin ”Hükümetin hangi çalışmalarından daha çok memnunsunuz?” olduğunu kaydetti.
Anket sonuçlarına göre vatandaşın memnun olduğu hizmetlerin başında sağlığın geldiğini kaydeden Arınç, ”Özellikle yaşı bizim gibi olanlar sağlıkta dün neydi, bugün ne durumdayız, bunu daha iyi bilecekler” dedi.
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Ben de bir avukat arkadaşınız olarak yıllarca, sağlık hizmetlerinden mahrumduk. SSK’ya tabi olarak çalışıyorduk ancak emekli olduğumuz zaman sağlık karnemiz vardı ve SSK Hastanesine gidebiliyorduk. Günlerce, tanınan, bilinen bir isim olmamıza rağmen, sırada beklediğimizi, ilaç bulamadığımızı, iyi bir sağlık muayenesinden geçemediğimizi acıyla hatırlıyorum ama ne zaman ki sağlıkta reformları yaptık, müşteri memnuniyeti ön plana çıktı, hastanelerimiz mezbele olmaktan kurtuldu, doktorlarımız daha bir özveriyle çalışmaya başladı, sağlık hizmetlerini birleştirdik, hastaneler birleşti. Genç arkadaşlarımız bunu bilmeyebilir. Eskiden nasıldı biliyor musunuz? Eski dediğim milattan önce değil, 10 sene önce? Allah saklasın hastalandınız, sizi acil servise kaldırmak istediler. Acil serviste kapıda ilk sual şuydu: ‘SSK’lı mısın, BAĞ-KUR’lu musun, Emekli Sandığı mısın?’ Ne olacak yani Münker Nekir gibi ne soruyorsun bana? Acil servis kapısına gelmiş bir insan, neredeyse ölmek üzere, canı yanmış…
‘Emekli Sandığı’na tabiyim’ dersen, gittiğin yerde SSK ise seni içeri almazlardı. ‘Senin hastanen burası değil, git o tarafa’. ‘Yahu yürüyecek halim yok’. ‘Olmaz, sen burada muayene olamazsın’. Yanılıp da SSK’lı biri iken devlet hastanesine gitmişseniz, sizi oraya da koymazlardı. Çok acıdır, bunlar yaşandı Türkiye’de. Şimdi bütün hastaneler birleştirildi.
Eskiden bir yerin SSK hastanesinde 20 yatak boş var, Emekli Sandığı’na tabi olanların gittiği devlet hastanesinde yatak olmadığı gibi, koridorda yatanlar var. ‘Canım burada koridorda yatmasın orada yatak boş, niçin o hastaneye gitmiyorsunuz’ deyince ‘yasak hemşehrim’ diye karşınıza dikilirlerdi. Bakın şimdi ne kadar güzel oldu. Doktorunuzu seçebiliyorsunuz, hastanenizi seçebiliyorsunuz.”
Arınç, temeli atılan hastanenin de hizmete girdiğinde SGK ile anlaşacağını belirterek, o zaman vatandaşların devlet hastanesine gider gibi buraya da geleceğini kaydetti. Bir rekabet ve yarışın içine girildiğini belirten Arınç, ”Bu hastaneden memnun olanların sayısı ne kadar çok olursa, hastane tercihinde o kadar önemli rol oynayacak” dedi.
-”SAĞLIK BAKANINI KISKANIYORUM”-
Sağlık alanında yaptıkları işlerin, hükümete en çok artı puan kazandıran işler olduğunu kaydeden Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları söyledi:
”Sağlık Bakanımızı kıskanıyorum. Anketlerde ‘en çok hangi bakandan memnunsunuz?’ diye sorulduğunda tabiatıyla Sağlık Bakanı çıkıyor. Benim elimde TRT’den başka, Anadolu Ajansı’ndan başka bir şey yok. Hastaneler ona bağlı. Helal olsun, 8 yıldan bu yana düşünülemeyen, hayal bile edilemeyen çok büyük hizmetler gerçekleşti. Bu hizmetleri yapan hükümetimize, hastalarımız başta olmak üzere bütün milletimizin teşekkür borçlu olduğuna inanıyorum. Onlar da zaten bunun karşılığını 4 genel seçimde, 2 mahalli seçimde, 2 büyük referandumda fazlasıyla veriyorlar. Yaptığımız iş, milletimize hizmettir. Bunun karşılığını oy olarak da beklemiyoruz. Geçmişte yaşanan çileleri hatırlayan herkes, bugün sağlık hizmetlerinde gelinen noktayı gördüğü zaman bunu fazlasıyla takdir ediyor. Milletimiz, yapılanları anlayan, vefa duyan ve onu her zaman destekleyen bir anlayışa sahip. Bundan dolayı mutluyuz.”
Arınç, rahmetli annesinin Alanyalı olduğunu ancak ailenin kentte ilk kez Şarampol de konakladığını söyledi. Ailenin bir bölümünün daha sonra Serik’e, büyük bir bölümünün ise Alanya’ya geçtiğini anlatan Arınç, ”Dolayısıyla Antalyalı olmak, bir hemşehriniz, bir evladınız, kardeşiniz olarak anılmak bana ancak gurur verir” dedi.
Hastane yatırımını yapanların akrabaları olduğunu belirten Arınç, ”Eniştem Hamit Özçelik, bir rahatsızlığı nedeniyle yerinde oturuyor, bizi dinliyor. Üzüntü verici bir olaydır, ablamızı bundan 20 gün kadar evvel kaybettik” dedi.
Özçelik ailesinin geçmişten bu yana iyi girişimci yapıda olduğunu belirten Arınç, ”Kepez’de böyle bir hastaneyi biz yapacağız” dedikleri zaman ”Başaracaksınız çünkü dürüst insanlarsınız; çalışıyorsunuz, çalıştığınızın karşılığını da göreceksiniz. Antalya’ya da borcumuz var bizim. İnşallah bunu hayırlısıyla başarırsınız” diyerek destek verdiğini anlattı.
-DİĞER KONUŞMALAR-
Antalya Valisi Ahmet Altıparmak da dünyanın çok hızlı değiştiğini, hükümetin halkın ihtiyaçlarını karşılamak için büyük gayret gösterdiğini söyledi. Türkiye’nin turizm ve tarımın başkenti olduğunu belirten Altıparmak, sporun da başkenti olma yolunda önemli mesafe katedildiğini belirterek, ”1200 takımı misafir ediyoruz” dedi.
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü de son 3 yılda bölgede tam teşekküllü 3 özel hastane açıldığını, dördüncüsünün de temelinin bugün atıldığını belirterek, ”Bölgemiz yeni sağlık yatırımlarının gözdesi haline geldi” dedi.
OFM Özçelik Sağlık Hizmetleri A.Ş. ortaklarından Osman Özçelik, hastanenin Kepez’deki 2 bin 700 metrekare arazi üzerine, bin 780 metrekare zemin oturumunda inşa edileceğini söyledi. Hastanede, 41′i yoğun bakım olmak üzere, toplam 103 yatak bulunacağını belirten Özçelik, hastanede tüm branşlarda hizmet vereceklerini kaydetti. Özçelik, hastanede 4 engelli odası da dizayn edileceğini bildirdi.
Konuşmaları ardından hastanenin temeli atıldı.
(FÜ-GÜÇ-EHK)
AA
Erzurum’daki açılışlara katılan ve Bingöl’de çeşitli ziyaretlerin ardından Ankara’ya dönmek üzere Elazığ Havaalanı’na gelen Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, Erzurum’a muhteşem eserler kazandırıldığını, ilk defa Türkiye’de yapılan atlama kulesinin Doğu Anadolu Bölgesi’ne kazandırıldığını söyledi.
Yapılan çalışmaların sadece bir kentte yapılmış yatırımlar olarak görülmemesi gerektiğini, Doğu Anadolu’nun potansiyelini harekete geçirmek adına da önemli olduğunu kaydeden Yılmaz, ”Diğer illerde de hizmetlerimiz yatırımlarımız devam ediyor. Tabi demokratik ülkelerde en güzel şey seçim; belli dönemlerde halka hesap vermek, halkın önüne tekrar çıkmak. AK Parti bugüne kadar ki seçimlerde hep anlı açık başı dik çıktı” diye konuştu.
Genel seçimlerde Doğu Anadolu Bölgesi’nin, AK Parti’ye daha fazla destek olacağına inandığını vurgulayan Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
”Çünkü bu bölgelerimiz hiçbir dönemde görmedikleri yatırımları, hizmeti, devletin şefkatini, devletin ilgisini bu dönemde yaşadılar. Bunun da mutlaka vatandaşın tercihlerine yansıyacağını düşünüyorum. Geçen referandumda da zaten bunun işaretlerini aldık. Önemli olan bu tür süreçlerde herkesin, kendi aday olacak insanların, aday adayı olacak insanların, kendini güzel yönlerini açığa çıkarmaları, başkansını yıpratma, başkasına çamur atma türü bir üslup olmaması, siyasetin seviyeli yapılması bunu biz her zaman arzu ediyoruz. İnşallah bu seçimler demokrasimiz için hayırlı olar.”
AA
Ekim 2008′de BM Genel Kurulunda yapılan seçimlerde, ”Batı Avrupa ve Diğerleri” grubunda, rakiplerini büyük farkla geride bırakıp 151 oy alarak büyük bir başarıya imza atan Türkiye, 1 Ocak 2009′da 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi’nde görevine başlamıştı.
Konsey’in dönem başkanlığını iki kez üstlenen ve bu dönemlerde ”barışı koruma” ve ”terörizmle mücadele” gibi önemli konularda zirve toplantıları düzenleyen Türkiye, Konsey’e bağlı olarak görev yapan Terörizmle Mücadele Komitesi, Kuzey Kore Yaptırımlar Komitesi ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Yaptırımlar Komitesi başkanlığı ile Afganistan konusunda Konsey’deki ”öncü ülke” görevlerini de sürdürdü.
Türkiye’nin bugünden itibaren temsil edilmediği Konsey’de, 5 daimi üye (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin) ile toplam 10 geçici üye (Bosna Hersek, Brezilya, Gabon, Lübnan, Nijerya, Almanya, Portekiz, Güney Afrika, Hindistan ve Kolombiya) görev yapacak.
Konsey’de Türkiye ile görev yapan Japonya, Avusturya, Uganda ve Meksika’nın da 2 yıllık geçici üyelikleri sona erdi.
AA
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Hain terör eylemini şiddetle kınıyoruz.” denildi.
Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı, yaralananlara acil şifa dilenen açıklamada “Dost ve kardeş Mısır’ın toplumsal barışını hedef alan bu saldırı Türkiye’de derin üzüntü ve infial yaratmıştır.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada son olarak “Terörden çok çekmiş bir ülke olarak, terörizmin her türünü, gerekçesi ve kaynağı ne olursa olsun ayrımsız olarak lanetleyen Türkiye, bu ve benzer saldırılara karşı Mısır devleti ve halkıyla tam dayanışma içinde gerekli her türlü desteği vermeye hazırdır.” diye kaydedildi.
CİHAN
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Hain terör eylemini şiddetle kınıyoruz.” denildi.
Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı, yaralananlara acil şifa dilenen açıklamada “Dost ve kardeş Mısır’ın toplumsal barışını hedef alan bu saldırı Türkiye’de derin üzüntü ve infial yaratmıştır.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada son olarak “Terörden çok çekmiş bir ülke olarak, terörizmin her türünü, gerekçesi ve kaynağı ne olursa olsun ayrımsız olarak lanetleyen Türkiye, bu ve benzer saldırılara karşı Mısır devleti ve halkıyla tam dayanışma içinde gerekli her türlü desteği vermeye hazırdır.” diye kaydedildi.
CİHAN
AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, mecliste kanun teklifi ile referandum süresini kısaltacaklarını, anayasa değişikliğini meclise getirmekten de çekinmeyeceklerini belirtti.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, muhalefet partilerinin her şeye ”hayır” demeyi huy haline getirdiklerini söyledi.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Tekel işçilerinin sürdürdüğü eyleme üzüldüklerini belirterek, ”İnşallah kötü bir şey olmaz. Olursa, onun sorumlusu sendika yöneticileridir, onların provoke eden bazı siyasi aktörlerdir” dedi.