Karşıyaka 1828-6. sokakta Öztürk Kurt (38), aralarında boşanma davası olan ve ayrı yaşadığı eşi Nur Kurt’un (37) saat 21.30 sıralarında evine gelerek tartışmaya başladı.
Kavgaya dönen olayda koca Öztürk Kurt, yanındaki tabancayla eşi Nur Kurt’a ateş etti. Kadın olay yerinde yaşamını yitirdi. Bu arada Öztürk Kurt da aynı tabancayla başına ateş ederek intihar etti. Olay, silah seslerini duyan komşuların ihbarı üzerine ortaya çıktı.
Bu arada, çiftin evde bulunan çocukları B.E.K. (10) ve E.K.’nın (5) komşularına gönderildiği öğrenildi.

Çaykara Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçeyle başvuran Hasan Tekin (31), Güneyküme Evleri’ndeki bir inşaat alanında tartıştığı kamyon sürücüsü Fatih K’nin (26), aracıyla geri manevra yaparak kendisini yaralamaya çalıştığını savundu.
Bu kişinin ayrıca kendisini aracındaki çekiçle dövmeye kalkıştığını, tehdit ve hakaret de ettiğini öne süren Tekin’in ifadesi üzerine, sürücü Fatih K. polislerce yakalandı.
Çaykara Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alınan ve suçlamaları reddeden Fatih K, savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.
İZMİR’in Urla İlçesi’nde gazete ilanıyla bakıcı arayan 70 yaşındaki Halil Peynirci’nin yanına yerleşen üniversite öğrecisi 22 yaşındaki M.K. adlı kızın gece eve aldığı 2 arkadaşı, yaşlı adama dehşet yaşattı.
M.K.’nın polislikten ve uzman çavuşluktan atılmış arkadaşları A.A.G. ve H.M., Peynirci’yi bağlayıp, döverek, para, ziynet eşyası ile alacaklı senetlerini gasp etti.
M.K., arkadaşlarının, Peynirci’nin yanında işe başlayan kadınları taciz ettiğini, cezalandırmak istediklerini söyleyerek kendisini ikna ettiklerini ileri sürdü.
Urla İlçesi’nde yaklaşık 2 ay önce polise başvuran emekli Halil Peynirci, eve gelen 2 kişi tarafından gasp edildiğini söyledi.
Peynirci ifadesinde, gazete ilanıyla bulduğu ve yatılı olarak yanında çalışan üniversite öğrencisi M.K.’nın, “Dayım” diye tanıttığı bir kişi ile onun yanında gelen arkadaşının, kendisini bağlayarak dövdüklerini, evde bulunan 600 TL para, kredi kartları, ziynet eşyaları ve 60 bin TL’lik alacaklı senedini gasp ettiklerini anlattı.
POLİSLİK VE UZMAN ÇAVUŞLUKTAN ATILMIŞLAR
Kendi çabalarıyla bağları çözdüğünü söylediği en Peynirci’nin verdiği bilgiler doğrultusunda Gasp Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi olan M.K. ile 2 arkadaşının kimlikleri tespit edildi.
Takibe alınan şüpheliler, İzmir’de düzenlenen operasyonla yakalandı. 33 yaşındaki A.A.G.’nin uzman çavuşluktan atıldığı ve taksi şoförlüğü yaptığı, 44 yaşındaki H.M.’nin ise Emniyet Baş Müfettişliği’nde görevli Metin Şen’i, İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü yaptığı sırada tabancayla yaraladığı, bunun üzerine de polislekten atıldığı ortaya çıktı. Gözaltındaki şüpheliler, Halil Peynirci tarafından da teşhis edildi.
TACİZ ETTİĞİNİ SÖYLEMİŞLER
Sorgulanan şüphelilerden M.K. ifadesinde, A.A.G. ve H.M.’nin, yaşlı adamın genç kızları taciz ettiğini ve cezalandırılması gerektiğini söylediklerini, gazetedeki ‘yatılı kalacak bakıcı bayan arandığı’ ilanı üzerine Peynirci ile görüşmeye gittiğini, A.A.G.’yi de dayısı olarak tanıştırdığını, evde kalmaya başladığı gün de olay için arkadaşlarını eve aldığını söyledi. M.K. o dönem A.A.G. ile gönül ilişkisi içerisinde olduklarını da söyledi. İşlemlerin ardından M.K., olay zamanı birlikte yaşadığı A.A.G. ile H.M., Adliye’ye sevk edildi.
Sivas’ta 17 yaşındaki kızının intihar ettiğini öğrenen uzman çavuş baba, evinin karşısındaki inşaatın 3. katına çıkarak atlamaya kalkıştı. Acılı babayı, inşaatta çalışan bir işçi son anda yakaladı.
Alınan bilgiye göre, kentteki askeri birlikte uzman çavuş olarak görev yapan M.K. ve ev kadını S.K. çiftinin 5 çocuğundan en büyüğü olan N.K. (17) Yunus Emre Mahallesi’ndeki evlerinde, sabah saatlerinde babasına ait beylik tabancayla göğsüne bir el ateş ederek intihar etti.
İhbar üzerine eve gelen sağlık ekiplerince yapılan kontrolde, genç kızın olay yerinde yaşamını yitirdiği anlaşıldı.
Sivas Emniyet Müdürü Ahmet Kemal Seyhan da olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.
Kızının ölüm haberini alan M.K, gözyaşları içinde evinin önüne geldi. Mesai arkadaşlarının yardımıyla güçlükle ayakta durabilen baba, bir anda baygınlık geçirdi.
Meslektaşları ve polis ekiplerinin ilk müdahalesiyle kendine gelen baba, olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı. Bir süre sonra hastaneden tekrar evinin önüne gelen baba M.K, sokakta üzgün bir şekilde gezerken aniden koşarak evinin karşısındaki inşaat halindeki binanın 3. katına çıkarak intihar girişiminde bulundu.
İnşaatın 3. katından atlamaya kalkışan acılı babayı, bir işçi son anda yakaladı. Polis ekipleri ve meslektaşları tarafından binadan indirilen baba

M.K, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye götürüldü.
Acılı babanın, ”Bu acıya nasıl dayanırım, bu acıyla nasıl yaşarım, öbür tarafta Allah’a nasıl hesap veririm” şeklinde ağıt yaktığı duyuldu.
Genç kızın cesedi ise Cumhuriyet Savcısı’nın incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi morguna kaldırıldı.
Lise eğitimine bir süre önce ara verdiği öğrenilen genç kızın, kısa süre önce de Elazığ’da bir hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan C.K. ile nişanlandığı ve bu kişiyle Kurban Bayramı sonrası için evlilik planı yaptığı belirtildi.
İntihar etmeden önce nişan yüzüğünü ve takılarını çıkardığı belirtilen N.K’nın gece saatlerinde cep telefonuyla konuştuğu nişanlısıyla da ekonomik sorunlar nedeniyle tartıştığı iddia edildi.
Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi.
Yaşlı kadının kayıtlı olduğu Beşiri ilçesinin Nüfus Müdürü İrfan Ertaş, “Kayıtlarımızda Halim Solmaz 1884 yılı doğumludur ve sağdır. Bismil’de ikamet etmektedir” dedi. Bismil’e bağlı Ulutürk köyünde yaşayan Halim Solmaz’ın nüfus kayıt örneğine göre, Ağrı’nın Patnos ilçesinde 1 Temmuz 1884’te doğduğu, 4’ü erkek 3’ü kız 7 çocuk, 54 torun ile yaklaşık 150 torun çocuğu sahibi olduğu belirtildi. Kürtçe konuşmalarını Türkçe’ye çeviren Solmaz ninenin torunu Mehmet Beşir Solmaz (38), AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir asırı deviren ninesinin dedesi Şemsettin Solmaz ile 1917 yılında Patnos’tan Siirt’in Kurtalan ilçesi Güvercinlik köyüne göç ettiğini söyledi. Babaannesinin, yaklaşık 3 yıl evli kaldığı ilk eşinin 1. Dünya Savaşı’nda askerdeyken ölmesi üzerine amcasının oğlu Şemsettin Solmaz ile hayatını birleştirdiğini anlatan torun Solmaz, şöyle konuştu: “Şimdi 125 yaşında olan ninem artık konuşmakta ve hareket etmekte güçlük çekiyor. Ninemin tüm bakımını annem yapıyor. Ninem ve dedem 1917 Rus ihtilalinden sonra Kurtalan ilçesine bağlı Güvercinlik köyüne yerleşiyorlar. Uzun süre orada kalıyorlar. Tabii çok zor bir yaşamları oluyor. Örneğin, o günün koşulları gereği mağarada yaşıyorlar. Kıtlık görüyorlar. Daha sonra fahri imamlık yapan babam yaklaşık 20 yıl önce Bismil yöresine taşınıyor. Bizim ailemiz, amcalarım, halalarım ve çocukları Siirt, Batman ve Diyarbakır’da yaşıyorlar. Babaannemin 7 çocuğundan 54 torunu, yaklaşık 150 de torununun çocuğu var. Torununun torunu da var, ancak ben sayıyı bilmiyorum.”
ATATÜRK’E AYRAN İKRAM ETMİŞ
Halim nine, torunu aracılığıyla Atatürk’ün Kurtalan ilçesinden geçişi sırasında köylerine geldiğini söyledi. Atatürk’ün atla köye geldiğini, kendileriyle yakından ilgilendiğini, kendisinin de Atatürk ve arkadaşlarına ayran ikram ettiğini anlatan Halim nine, “Atatürk mavi gözlü ve çok yakışıklı idi. o atına binmiş, arkadaşları da süvariydi” dedi. Mehmet Beşir Solmaz, ninesinin 3 çocuğunu kaybettiğini, hayatta kalan büyük amcasının 90, bir halasının 80, diğerlerinin ise 55 ve 50 yaşında olduklarını belirterek, “Ninemle dedem 60 yıl evli kalmışlar. Dedem 1972 yılında vefat etmiş. Ninem konuşabildiği zaman ’keşke ölseydim, yeter çok yaşadım’ diyor. En çok yoğurt tüketiyor. Eskiden tereyağını da sofrasından eksik etmezdi. Kronik bir rahatsızlığı yok, ancak yaşlılıktan bizim bakımımıza muhtaç. Ninem bence dünyanın en yaşlı insanı.” Solmaz, ninesine yaşlılık maaşını henüz bağlatamadıklarını, bu amaçla yaşadığını kanıtlamak için sağlık kurulu raporu aldıklarını ifade ederek, tüm işlemleri ilgili yerlere ibraz etmelerine karşın hala maaşının bağlanmadığını söyledi.
40 YILDIR KAYNANASINA BAKIYOR
Torun Solmaz’ın annesi Selime Solmaz da Kürtçe olarak kayınvalidesi ile 40 yıldır aynı evi paylaştığını ve Halim ninenin tüm bakımını üstlendiğini söyledi. Ninenin herhangi bir kronik rahatsızlığı bulunmadığını, birkaç ay önce geçirdiği kısmi felç yüzünden tek başına yürümekte ve konuşmakta güçlük çektiğini belirten gelin Solmaz, yaşlı kadının konuşabildiğinde isteklerini gayet güzel dile getirdiğini anlattı. Halim ninenin gezmeyi, temiz olmayı çok sevdiğini belirten gelin Solmaz, “40 yıldır baktığım kaynanamın gözleri görmüyor. Tuvalet ihtiyacından banyosuna, yemesine, içmesine kadar her şeyi ile ben ilgileniyorum. Bazen ’keşke genç olsaydım’ diyerek eskiye özlem duyuyor. En çok yoğurt seviyor. ’Eskiden kocalar eşlerini döverdi, şimdiki gelinler çok şanslı, çünkü eşleri onları dövmüyor’ diyor. Yaşlılıktan dolayı zaman zaman yemeyi içmeyi bile unutuyor” dedi.
NÜFUS MÜDÜRÜ
Bu arada, yaşlı kadının Batman’ın beşiri ilçesinde nüfusa kayıtlı olduğu kaydedildi. Beşiri İlçe Nüfus Müdürü İrfan Ertaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Halim Solmaz’ın Beşiri ilçe Nüfus Müdürlüğü’nde kaydının bulunduğunu belirterek, “Kayıtlarımızda Halim Solmaz 1884 yılı doğumludur ve sağdır. Bismil’de ikamet etmektedir” dedi. Öte yandan, Guinness Türkiye Danışmanı Prof. Dr. Orhan Kural da 2010 yılı basımlı Guinness Rekorlar Kitabı’nda dünyanın en yaşlı insanının 16 Nisan 2009’da 115 yaşındaki 1894 doğumlu ABD’li kadın Getrude Baines’in kayıtlara geçtiğini bildirdi. Kural, Baines’in yaşadığını kaydetti.
ADİLCEVAZ’DA BİR KADIN 123 YAŞINDA ÖLMÜŞTÜ
Diğer yandan, Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde, kimliğinde doğum tarihi 1884 olarak işlenen ve böylece “dünyanın en yaşlı kadını” unvanına aday olan Seher Bulut, 2006 yılında 122 yaşındayken, Guınness Rekorlar Kitabı Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. Orhan Kural tarafından, Adilcevaz’da yaşadığı Evren Paşa Mahallesi’nde ziyaret edilmişti. Tarihe tanıklık eden Seher Bulut’un 13 doğum yaptığı ve 250’nin üzerinde de torununun bulunduğunu bildirilmişti. Sağlık sorunları bulunan ve sık sık hastaneye götürülüp tedavi altına alınan Seher Bulut, 2007 yılında 123 yaşındayken hayata veda etmişti.
Sağlık Bakanlığı, ”domuz gribi” olarak bilinen pandemik grip nedeniyle ölenlerin sayısının 40′a yükseldiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, pandemik grip nedeniyle çeşitli illerde 5, 13 ve 26 yaşlarında 3 vatandaş ve 1 yaşından küçük bir bebek olmak üzere toplam 4 vatandaşın hayatını kaybettiği ifade edildi.
Bu ölümlerle beraber pandemik gripten kaybedilen vatandaşların sayısının 40 olduğu ifade edildi. Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısının 145 olduğuna yer verilen açıklamada, bunların 33′ünün takip ve tedavisinin yoğun bakımlarda sürdürüldüğü ve 9 hastanın solunum cihazına bağlı olarak takip edildiği kaydedildi.